EN BAŞINDAN TOPLU SÖZLEŞME SÜRECİ

İbrahim BULUT 28 Ağustos 2019 Çarşamba, 06:09

Toplu sözleşme sürecinde en başından itibaren olanları hatırlamakta fayda var.

23.07.2019

Türkiye Kamu-Sen toplu sözleşme taleplerini açıkladı.

600 TL seyyanen zam 2020 için yüzde 10+10 + yüzde 3 refah payı.

2021 için yüzde 8+8 + yüzde 3 refah payı.

***

24.07.2019

Memur-Sen toplu sözleşme taleplerini açıkladı.

200 TL seyyanen zam 2020 için yüzde 8+7 + yüzde 3 refah payı.

2021 için yüzde 6+6 + yüzde 2 refah payı.

İki talebi incelediğimizde ne kadar birbirine benzer olduğunu fark ettiniz mi? Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen'i taklit etmeye çalışıyor.

***

01.08.2019

Toplu Sözleşme görüşmelerinde ilk gün. Takvim belirleniyor. Yetkili sendika başkanı ve bakan mutabakatla takvimi onaylıyorlar. Takvimde neler var? Aşağıda mevcut. En önemlisi yetkili sendika ile birlikte hazırlanması. Yani Ali Yalçın'ın şikâyet ettiği takvimi kendisi hazırlamış ve onaylamış.

Aşağıda iş kolu görüşmeleri yazısını görünce müzakere olarak düşünmeyin. Sendika genel başkanları sunum yapıyorlar. Sunum sırasında Metin Yılancı'nın neler anlattığının videosu sosyal medyada yayınlanmıştı. '4 toplu sözleşme boyunca bir kazanım elde edemedik, sizin inayetinizle...' falan diye anlatıyordu.

***

16.08.2019 (BURAYA DİKKAT)

Kamu İşveren Heyetinin teklifini sunması;

Teklif sunmak için 15 gün beklenmesinin ve yetkili sendikanın buna ses çıkarmamasının nedenini açıklayacak bir babayiğit arıyoruz.

Takvimde çalışma süresinin tamamı 28 gün gibi görünse de 10-14 Ağustos arası 5 gün, 17-19 Ağustos arası 3 gün, 21-23 Ağustos arası 3 gün olmak üzere 11 gün boş geçirilecek, yani toplamda 28 günün 17 günü görüşmelerle geçiyor. Ayrıcı ilk gün takvim hazırlamayla geçiyor. Onu da düşersek toplam 16 gün kalıyor.

Takvimi bu şekilde hazırlayıp onayladıktan sonra itiraz etmenizin ne gibi mantıklı açıklaması olabilir?

Şimdi bu takvimi hazırlayıp onaylayan yetkili sendika başkanına sorum şudur:

"Büro iş kolunda 52 kurum 8 bakanlık var. Bu kadar kurumun ve bakanlığın sorununu 2 günde nasıl konuşup karara bağladınız?

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Sayın Önder Kahveci'nin her toplantıda yaptığı uyarıları niye dikkate almadınız? Neden ortak konuları müzakereye açmadınız? Toplu sözleşme masasını sadece 0,5 puanlık zam pazarlığına malzeme etmeye utanmadınız mı?"

***

Sorunların görüşüleceği ve karara bağlanacağı yer toplu sözleşme masasıdır. Bunu unutmayın!

16 Ağustos'ta hükümetin teklifini kabul etmediniz. 18 Ağustos'ta Sayın Bakan Ali Yalçın'ı gece yarısı çağırınca işin ciddiyetini koruyarak, "Hayır Sayın Bakanım, bu konunun görüşülmesi gereken yer toplu sözleşme masasıdır. Gece yarısı makamınıza çağırmanız masayı es geçmektir. Bu da masayı etkisiz kılmaktır. Sendikacılık ilkelerimize ters olan bu durumu kabullenemeyiz" diyemediniz mi?

Toplu sözleşme masasının ciddiyetini anlayamamış, işin gereklerini yerine getirememiş bir sendikanın memurlar için hangi kazanımı elde edeceğini düşünebilirsiniz?

Büro iş kolu yetkili sendikasının genel başkanının dediği gibi "4 toplu sözleşme boyunca büro iş kolunda bir kazanım elde edemeyen" sendikanın hangi kazanımları elde edeceğini düşünüyorsunuz?

***

Değerli memur kardeşlerimizden bu dakikadan sonra isteğimiz, bu ciddiyetsiz ve ciddiye alınmayan sendikamsı yapıya verdikleri desteği geri çekmeleri ve başından sonuna kadar altı dolu teklifleri ile işi ciddi bir şekilde ele alması ile gerçek sendikacılık yapan Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikalara destek vermeleridir.

Gerek toplu sözleşme dönemleri dışında gerekse toplu sözleşme süreçlerinde sendikacılık ciddiyetinden uzaklaşıp havanda su dövmekten başka bir iş yapmayanlar, yumurta kapıya dayanıp zora geldiklerinde emeği ve adaleti sıkça kullanır oldular. 

Var oldukları günden beri, adaletle uzaktan yakından ilgisi olmayanlar, yetkiyi ele geçirdikten sonra liyakat ilkesinin yerle bir edilmesine tek bir söz edemeyenler, şimdi adalet ve emeğe saygı talep ediyorlarmış. 

Çok uzağa gitmeye gerek yok, bu sendikalar toplu sözleşme görüşmelerinde dahi bütün uyarılarımıza rağmen toplu pazarlık masasında sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi, 3600 ek gösterge, vergi dilimleri, yardımcı hizmetliler, bayram ikramiyesi, mülakatın kaldırılarak adil bir sistemin getirilmesi, emekli maaşlarının yükseltilmesi gibi tek bir konuyu dahi müzakereye açmadılar. Bunlar, koskoca 21 günü heba edip, aileleriyle birlikte 20 milyon vatandaşımızın 2 yıllık geleceğinin şekilleneceği   bu dönemi ekran karşısında şov yapma aracı haline getirdikten sonra acaba şimdi hangi adaleti talep ediyorlar? 

Bu sendikalar; toplam nüfusumuzun dörtte biri Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'nun vereceği karara dikkat kesilmişken buraya dahi kamu görevlilerinin ve emeklilerin sorunlarını taşıyıp bir çıkış yolu bulma gayretine girmiyor, Hâlâ dayanışma aidadı gibi emeği, adaleti ve eşitliği alt üst edecek bir uygulama talebi ile gündemi meşgul ediyor, kasalarını doldurma peşinde koşuyorlar.

Memur ve emeklilerimiz can derdinde iken bunlar adeta et derdine düşüyorlar. Toplu sözleşme sürecini heba ettikleri gibi Hakem sürecini de heba etme çabasına giriyorlar.

Yıllar yılı kamu görevlilerine bir şey kazandıramayanların, adaleti bozanların, bundan sonra da memur ve emeklilerimiz için yapacakları bir şey yoktur. "Ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni de tartar" atasözünde olduğu gibi güce tapıp varlık sebepleri olan kamu görevlilerini unutanlar, gün gelir işte böyle taptıkları güçten ve bozdukları teraziden adalet dilenirler.

Unutmayalım!

Kazanırsak hep beraber, kaybedersek hep beraber!