Lazkiye'de bile görülmeyecek bir manzara!..

İsmail ARSLAN 10 Haziran 2019 Pazartesi, 06:00

Suriye'nin önemli sahil kentlerinden olan Lazkiye'de bile görülmeyecek bir manzara vardı Mudanya'da...

Ülkelerindeki iç savaştan kaçıp Türkiye'ye sığınan Suriyeliler Mudanya sahiline, develi, eşekli çadırlı kamp kurmuştu!..

Bölge halkı sosyal medyadan kampanya başlattı, 'Olmaz böyle!' dedi, 'Kötü görüntüyü ortadan kaldırın!' çağrısı yaptı.

Vatandaşlar, ülkedeki ekonomik durumun, Suriyelilere harcanan parayla da ilgisinin olduğunu düşünüyordu.

'Hesapsız kitapsız rahat rahat deniz sefası yapmaları ağırıma gidiyor!' dedi bazıları...

Bazıları da 'Suriyeli olmak var!' dedi, iğneledi.

Sakarya Türküsü şiirindeki 'Öz Yurdunda Garipsin!' dizelerini paylaşanlar da az değildi.

Nitekim Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz, aylardır süren şikâyetlere kayıtsız kalmadı.

Zabıta marifetiyle develeri ve eşekleri toplattı, çadırları kaldırttı... 'Ya bize uyacaklar, ya da ülkelerine dönecekler!' dedi.

Zabıta ekipleri nöbete başladı, Suriyelileri sahile almadı.

Türkyılmaz'ın bu kararı sosyal medyanın en çok konuşulan konularından birisi oldu.

Destekleyen de oldu, ırkçılıkla suçlayan da...

Dua eden de vardı, tepki gösteren de...

Derken Türkyılmaz'dan yeni bir açıklama daha geldi:

"Atlarla, develerle, eşeklerle yaşam olmaz. Don-atlet olmaz! Erkekler cıbıldak bir şekilde. Görseniz zaten yayılmışlar, başkalarının girmesi mümkün değil" dedi, manzarayı özetledi.

'Suriyeliler insan gibi olduktan sonra sahile gelebilir' diye de ekledi.

Ve yeni bir tartışma daha alevlendi: 'İnsan gibi...'

***

Hepimizin birbirimize kullandığı bir ifadedir aslında...

Garip garip hareketler yapıp sinirimizi bozana 'Azıcık insan taklidi yap!' diye çıkışırız.

Sersefil olmuş, saçı başı dağılmış, düzensiz, disiplinsiz yaşam süren birini 'İnsanlıktan çıkmış!' diye nitelendiririz.

Vicdan, merhamet yoksunu birini 'İnsanlıktan nasibini almamış' şeklinde tarif ederiz.

Yani dil, din, ırk, mezhep, kültür gibi tüm farklılıkları bir kenara koyup, 'insan' paydasına davet ederiz.

Yazılı yazısız tüm evrensel kuralları bünyesinde barındırır insan. Uyulduğu takdirde kimse, hiçbir yerde, hiçbir şekilde 'höt' demez...

İnsan olduğu için ceza almaz bir insan...

İnsana yakışmayan bir tavır, söylem, eylem, yaşayışta bulunursa; yasalar çerçevesinde ya cezai yaptırıma maruz kalır ya da toplum mahkemesinde yargılanıp dışlanır.

***

Aklı ve düşünme yeteneği olan, dille, sözle anlaşan, en gelişmiş canlı sayılan, uygarlığı inşa eden insan için deveyle eşekle çadırla plaja gelinmeyeceği, yazmaz ama kuraldır.

Topluma açık yerlerde 'cıbıldak' gezilmeyeceği de mesela öyle.

Gürültü patırtı çıkarmamak, kendi özgürlüğünü yaşarken başkalarının özgürlüğünü kısıtlamamak bir başka kuraldır.

Çevreyi kirletmemek, başkalarının haklarına saygı göstermek bir diğer kural...

En kolaylarıdır bunlar...

Uyarken yorulmaz insan, bir çaba göstermesine gerek de yoktur. 

Uyulduğunda işte 'insan gibi' olunur.

Ne yani!

Yasaları bir kenara bırakıp, en baştan 'insan' olmanın yükümlülüklerini mi anlatacağız tek tek!..

***

İşin özeti; Başkan Türkyılmaz, 'Suriyeliler denize girmesin!' ya da 'Mudanya'ya gelmesin!' demiyor... Sadece, 'İnsanları rahatsız etmeyin ve kurallarımıza uyun!' diye ikaz ediyor.

Türkyılmaz haksız mı?

Bir belediye başkanını düzeni sağladığı ve vatandaşlardan gelen taleplere kayıtsız kalmadığı için ırkçılıkla suçlamak ise komik olmaktan öteye geçmiyor...