Bürokrat olma sevdası…

Lale AKASOY 29 Mayıs 2015 Cuma, 06:07
Bursa'nın tek çocuk hastanesinin, tek çocuk hematoloji uzmanı Dr. Elif Güler Kazancı'nın Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkan Yardımcılığı'na getirilmesi lösemili ailelerin ve hastaların tepkisine neden oldu. "Hayırlı bir iş mi, değil mi?" bilemiyorum. Ona siz karar verin. Çocukluk çağı kanserlerinden, kan kanserinden söz ediyoruz burada. Yani, uzmanının en az olduğu tıp alanından. Hizmete bu kadar aç olduğumuz alanda uzman olmuş bir hekimi, "istedi" diye tutup, idari bir göreve atamak ne kadar doğru sizce? Sağlık çevrelerine göre "göçmen dayanışmasıymış" bu atama. Peki, Dr. Elif Güler Kazancı bu göreve nasıl gelmiş? Dr. Elif Güler Kazancı yeni bir görev istemiyle hazırladığı dosyanın içine hasta mektuplarının da bulunduğu bir CV hazırlayıp, Sağlık Bakanı Müezzinoğlu'na sunmuş. Bakan Müezzinoğlu da hasta mektuplarını okurken duygulanmış, hatta kendi ifadesiyle ağlamış kan kanseri hastalarının yazdıklarına. Ve... Bu kadar değerli, vefalı doktorun üst kademede görev almasına karar verilmiş. Bakan Bey, bunu HETADER'in (Hemofilli ve Talasemi Derneği) "Kan kardeşim olur musun?" konulu toplantıda yaptığı konuşmasında söylemiş. Orada bulunan ve o konuşmayı dinleyenler böyle anlattı... Bu atamaya hasta çocukların ana-babaları isyan ediyor adeta. Yöneticilik aşkı mesleğini unutturabilir mi bir hekime? Çok iyi bir sağlık yöneticisi, planlamacısı, toplumsal sağlık hizmetlerinin organizasyonu için vazgeçilmez biri mi acaba doktor hanım? Belki de öyledir bilemiyoruz tabii... Sağlık yönetiminin gerçek uzmanları olan halk sağlığı uzmanlarından hiçbirine bu yüksek bürokratik görevi vermek üzere güvenilemedi herhalde. Neyse... Pekii ya hastalar? Hastalar çaresiz, hastalar ne yapacağını bilmez haldeler. Ziyaretime geldiklerinde anlattılar bu sıkıntılarını bize. Çok dertliler çok... Diyorlar ki: "Bizi niçin kimse düşünmüyor? Haftalardır bekliyoruz. Yazık değil mi bize?" Aslında daha çok konuştular ama... Tıbbın en hicran alanlarından biridir çocukluk çağı kanserleri... Gerekli titizlikle ve uzmanlıkla tedavi edilirse, çocuklarımızın çoğunu kanser belasının elinden çekip alabiliyoruz aslında. Ama Bursa'nın talihsizliği o da... Randevu alamayan, tedavi olamayan, tedavisi gerekirse yitip gitme tehlikesiyle baş başa kalan çocuklar... Onlar için ne düşünülüyor acaba? Bursa'nın yan dal uzmanlıkları başta olmak üzere birçok alanda uzman açığı, tıbbi donanım açığı, kamu hasta yatağı açığı bulunmakta. Olanlar da "bürokrat olma sevdasıyla" terk edip gitmekte Bursa'yı. Biz yine de doktor hanıma görevinde başarı dileyelim ve ekleyelim: "Umarız yeni görevinde yetkisini Bursa için kullanıp, hiç olmazsa yerine bir uzman hekim atamasını sağlamayı başarır" Olmadı, kanserli çocukları doldurup otobüse alıp gideceğiz, "gözü yaşlı üvey ana" Ankara'ya...