Cadı avını bırakın işinize bakın!

Lale AKASOY 15 Nisan 2019 Pazartesi, 06:00

Sevgili okur...

Sağlık alanında yaşanan aksaklıkları, yapılan haksızlıkları, keyfi uygulamaları, usulsüzlükleri, efelenmeleri...

 Her yazdığımızda, gündeme taşıdığımızda deyim yerinde ise "Kopuyor kıyamet!"

Tıpkı , "İşte o dedi, bu dedi, şu dedi, kim dedi, ne dedi..." şarkı sözünde olduğu gibi...

Başlıyor ifade almalar, araştırmalar, tehditler...

"Kim bu bilgiyi verdi?", "Kim görüştü?", "Kim mesaj attı?" şeklinde hastane yönetimlerinde yer alan idareciler "cadı avına" çıkıyor...

"Bağcıyı" dövmenin peşindeler, amaç "üzüm" yemek falan değil!..

***

Anımsayacaksınız, geçen hafta Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan anestezi teknisyen ve teknikerlerinin eleman yetersizliği yüzünden yaşadıkları sıkıntıları dile getirmiş, bazı sorumlular tarafından tehdit edildikleri iddiasını paylaşmıştık sizinle...

Bazı idareci ve sorumluların, anestezi teknisyen ve teknikerlere; "Sizi masaya sabit eleman yaparım hiçbir yere çıkamazsınız. İstediğiniz yere şikayet edin!" gibi tehdit içeren ifadeler kullanmaları bardağı taşıran son damlaydı...

Peş peşe mesajlar ve telefonlar gelince gözbebeğimiz olan sağlık çalışanlarının bu sorununu kamuoyunun gündemine taşıdık...

Veee...

Hastanede cadı kazanı fokur fokur kaynamaya başlamış...

"Kim haber veriyor?" şeklinde adeta burnundan soluyan yetkililer "Araştırma yapacağız. Soruşturma açacağız..." teraneleriyle oradan oraya koşturmaya başlamış...

Komedi valla!

Halbuki, geçen aylarda hastane başhekimi Prof. Dr. Muhammet Güzelsoy'la bu konuyu görüşmüştük.

Başhekim Prof. Dr. Güzelsoy, anestezi teknisyen ve teknikerlerinin sayısının yetersiz olduğunu, konuyu İl Sağlık Müdürlüğü'ne ilettiklerini söylemişti.

Şimdi bu neyin nesi!

Bu celallenme niye, kime?

Söz konusu çalışanlar, "Yemeğe çıkamıyoruz, tuvalete gidemiyoruz..." diye bas bas bağırıyor...

Ne yapalım!

Biz de oradaki sorumlular gibi anestezi teknisyen ve teknikerlerine  "Alışırsınız!" mı diyelim.

Kusura bakmayın!

Biz aksaklıkları, problemleri yazacağız, siz çözeceksiniz.

Çünkü sizler o koltuklara ahkâm kesmek, eziyet etmek için getirilmediniz!

Hizmet üretmek için o koltuklar, makamlar verildi size.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her zaman söylediği cümleyi hatırlatayım isterseniz:

"Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik"

Anlamışsınızdır herhalde!

Çalışma ortamında iş huzuru, barışı, adaleti sağlayamazsanız eğer mutlu çalışan göremezsiniz, bulamazsınız.

Mutsuz çalışan da hastalara verimli ve güler yüzlü hizmet sunamaz nokta.

Bu böyle biline!

Sağlıkta hasta memnuniyeti oranı tavan yapmışken...

Şimdi "Kim dedi, kim haber verdi?" lakırdılarını bırakın da sorunu çözmeyi bi deneyin.

Merkez ve ilçelerdeki bazı hastanelerden başlayabilirsiniz mesela...

Torpilli morpilli demeden...

***

Ha bu arada gelen bir diğer mesajı da paylaşayım.

"Lale Hanım... Kimse korkusundan yazılarınızı beğenemiyor. Korku imparatorluğunda yaşamak böyle bir şey!.. Yazılarınızı beğendiğimizi bildirsek kimse görmeden, deşifre olmadan sakıncası olmaz umarım. Sağlık personelinin yanında olduğunuz için teşekkürler..."

E, pes valla!..