İşte azmin zaferinin perde arkası…

Lale AKASOY 29 Mart 2018 Perşembe, 06:03

Sevgili okur...

Dün gazetemizin manşetinden duyurduğumuz "Bu ne direnç!" başlıklı yazımızın konusu yıllardır kadro hayaliyle yanıp tutuşan taşeron işçileriydi.

Kimilerinin hayali suya düştü, kimileri de...

Önce minik bir hatırlatma yapalım ve daha sonra bu mücadelenin kim tarafından ve nasıl kazanıldığını paylaşalım sizlerle.

***

Biliyorsunuz, kadro almak isteyen taşeron işçilere "Sulh sözleşmesi" imzalatıldı. Yani denildi ki, "Kadroya geçmek isteyenler kurumlara açtığınız davalardan, tazminat haklarından vazgeçecek"

Asgari ücretle ailelerini geçindirmeye çalışan, her daim mağdur edilen, özlük haklarından mahrum bırakılan çaresiz taşeron işçileri bu "dayatmaya" istemeye istemeye "evet" demek zorunda kaldı.

Kurumlardan milyonlarca lira alacaklarını geride bırakarak...

Ta ki...

Maliye Bakanlığı'ndan geçen hafta bakanlıklara gönderilen yazı gelinceye kadar. Maliye Bakanlığı'nın yazısı umut oldu taşeron işçilerine...

Şimdi "Hak edilmiş emeğin parası ödenecek mi ödenmeyecek mi?" diye herkes merak içinde ne olacağını beklemekte...

Ammaaa...

Bu noktaya kolay gelinmedi elbette.

Bu başarı bu olayda büyük mücadele veren Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası'nındır.

Aylarca bakanlıklara yazıp durdular.

***

İşte yapılan yazışmaların ve mücadelenin perde arkası:

Buyurun...

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Genel Başkanlığı, 4 Ocak'ta Maliye Bakanlığı ve 3 Ocak 2018 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na gönderdiği yazıda şunlara yer verdi:

"... bazı idareler başvuru formu ile birlikte her türlü davalardan ve icra takiplerinden feragat edileceğine dair taahhütname almakta, hatta daha ileri giderek mahkemelerden ve icra dairelerinden davadan feragat edildiğine dair karar ve belge istenmektedir. Hangi davaları ve icra takiplerini kapsadığının başvuru süresinin kısa olması da gözetilerek ve feragat edildikten sonra mahkeme huzurunda bu iradeden geri dönme imkânı bulunmadığından, konunun incelenerek acilen bilgi verilmesi hususunda gereğini emirlerinize arz ederiz."

İki gün sonra yani 5 Ocak 2018'de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası'na adeta jet hızıyla cevap verdi.

"Söz konusu tebliğin 51. Maddesi uyarınca uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye görevli ve yetkili kurumlar belirtilmiştir..." diyerek Maliye Bakanlığı'na işaret etti.

Maliye Bakanlığı da 9 Ocak 2018 tarihinde Türkiye Sağlık İşleri Sendikası Başkanlığı'na, "İlgide kayıtlı yazı incelenmiş olup, söz konusu yazı ilgisi nedeniyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Bakanlığımız Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'ne iletilmiştir." cevabını verdi.

Yani bir hafta boyunca top bir o kaleden bir diğer kaleye gidip geldi.

Mücadeleden vazgeçilmedi...

Sendika, 14 Mart 2018 tarihinde "Günlü ve Acildir" başlığı ile Maliye Bakanlığı'na bir yazı daha gönderdi.

Yazı aynen şöyle:

"İlgili yazımız ile 696 sayılı KHK'ya göre kadroya geçirilecek işçilerin muvazaa kapsamı dışında kalan davalar ve icra takipleri ile ilgili olarak feragat edip etmeyecekleri yönünde görüş bildirilmesi arz edilmişti. İlgi (b) yazınız ile konunun ÇSGB'ye, Bakanlığınız Başhukuk Müşavirliği'ne ve Defterdarlık Müdürlüğü'ne aktarıldığının bildirilmesine rağmen bugüne kadar herhangi bir olumlu veya olumsuz cevap verilmemiştir.

Kadroya geçiş işlemlerinin süreli olması ve bugünlerde birçok kamu kurumunu haksız olarak davalardan ve icra takiplerinden feragat edildiği yönünde mahkeme ve icra dairelerinden yazı getirilmesi gerektiği yönündeki usulsüz uygulamaların önüne geçilmesi ve telafisi mümkün olmayan hak kayıplarının oluşmaması için ilgili (a) yazımız hakkında acilen cevap verilmesi hususunu arz ederiz."

***

Veee...

Geçen hafta yani 22 Mart 2018 tarihinde Maliye Bakanlığı kararını gönderdiği yazıda şöyle belirtti:

"...İşçilerin idarelerce sürekli işçi kadrolarına geçirildikleri tarih itibarıyla kesinleşmiş olan ilamlarla ilişkin alacak/tazminat taleplerinin gereğinin yerine getirilmesi..."

Devletin iki farklı kararı...

Herhalde politika değişikliğine gidildi...

Yürekten kutluyorum Türkiye Sağlık İşleri Sendikası'nı ve emeklerine sağlık diyorum.

***

Evet, gelelim Bursa ayağına...

Hukuk "fitili" ateşlendi...

Haydi hayırlısı!"

Yazımızın ardından Türk-İş'e bağlı Koop-İş Sendikası Bursa Şubesi Başkanı Levent Arslan, taşeron işçilerine baskı altında "Sulh sözleşmesi" imzalatıldığını iddia ederek, kazanılmış haklarından feragat etmelerini öngören bu uygulamayı 2 Nisan tarihinde yargıya taşıyacaklarını söyledi.

Başkan Arslan, şöyle devam etti:

"Bursa'da 5 bin üyemiz var. Bunların 2 bin 500'ü sağlık alanında çalışıyor. Bin civarında bu kapsamda olan yani kurumlarından tazminat, izin paraları alacağı olan ve davaları devam eden işçiler var. Sonuna kadar bu mücadeleyi sürdüreceğim. Güvenlik soruşturmaları daha gelmeden sulh sözleşmesi imzalattılar. Peki ya o kişi kadroya alınmazsa? Ne olacak. Bu soruların cevabı olmalı. ' Nisanda kadro işlemlerinin tamamlanması gerekiyor. Tamamlanacağına pek ihtimal vermiyorum. 2 Nisan'da biz de davamızı açacağız ve ülke geneline yayacağız..."

Bu arada görüşlerine başvurduğumuz İl Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan ise, "Bakanlığın ilgili mevzuatını uygulamak zorundayız. İsteriz ki hiçbir çalışan mağdur olmasın." dedi.

Merakla bekliyoruz sonucu...