Desinler!

M.Kayhan KAYMAZ 19 Nisan 2018 Perşembe, 06:40

Kendini beğenmiş, akıllı, bilgili sanıyor diyecekler!

Desinler.

Vali İzzettin Küçük'ün çalışmalarını izledim.

Mümkün olduğunca da yazdım.

Müthiş işler yapıyordu.

Dostlar...

Hiçbir iş yapmaz, koltuğunda oturur, bir yerlere gitmez, insanlarla bir araya gelmezsen zaten senin hakkında kimse bir söz etmez.

Hep eleştiren, yerden yere vuran, 'çamur at, izi kalsın' diyen ve şişirme haber yapan, yazan olursan kimse sana güvenmez.

Gözlerini kapatır; güzel iş yapanları görmez ve o kişilere hakkını vermezsen senin adam olmadığın ortaya çıkar.

Şanlıurfa'dan, şehrimize geldi.

Gelir, gelmez müthiş çalışmaya başladı.

'Ne oluyor, bu adam nasıl biri?' derken; halkın içinden çıkmayan, onların sorunlarını dinleyen; kapısını kimseye kapatmayan bir şehrin mülki amirinin nasıl olması gerektiğini ortaya koyan biri ile karşı karşıya olduğumuzu gördük.

Gözlerini kapatmadı.

Sporsa spor; tesisse tesis; yolsa yol; belediye başkanları, bürokratları ile istişare ise istişare.

Hiçbir amirine, müdürüne ödün vermiyordu.

İstediği, beklediği tekti...

"Yurttaşları mağdur etmeyin, onlara destek olun ve halk için halkla birlikte çalışın."

Çalışan, koşturan amirini, müdürünü takdir etti.

Sırtını dönmedi, birileri gibi tepeden bakmadı kimseye.

Üstte yazdık ya...

İstediği belliydi.

"Halkın dertlerine çözüm bulun. Onları zorda bırakmayın."

Hatta...

Evimizde oynadığımız Kasımpaşa maçında; Başkan Ali Ay'la birlikte devre arasında soyunma odasına indi ve Bursasporlu futbolculara moral verdi, onların yanında olduğunu belirtti.

Maçtan sonra görüştüğümüzde; Bursaspor'un yenilgisine çok üzülmüştü.

Sayın Küçük...

Bursalıların dertleriyle dertlendi, sevinçleriyle mutlu oldu.

İnsanları sıkıntıya sokan değil, mutluluğa teşvik eden oldu her zaman.

Sık yazdım Bursa Valisi İzzettin Küçük'ü.

Ara sıra da telefonla konuşuyorduk.

Böyle bir insanı eleştirmek değil, övmekti yapmam gereken.

Halkın isteği, sıkıntısı olduğu zaman; bizlere ulaştıklarında İzzettin Bey'e iletiyorduk; o da gerekeni yapıyordu.

Bir kez olsun telefonlara çıkmadığını, 'gözlerimi kaparım vazifemi yaparım' dediğini, vatandaşa tepeden baktığını görmedim.

Sevgiden, iyilikten, güzellikten yanaydı hep.

Böyle bir insanı eleştirmek mümkün değildi.

Mutlaka birileri demiştir...

"Yalakalık yapıyor!"

Desinler.

El, etek öpüp; yemekten yemeğe giden olmadık!

Velhasıl...

Kim ne derse desin; umurumda değil.

İyi, çalışkan, dürüst ve halkla bütünleşenleri övmek onurdur.

Dostlar...

Valimiz Sayın Küçük'ü; davet ettik gazeteniz YeniDönem'e.

Kırmadı; bu iş yoğunluğunun içinde; "Memnuniyetle, seve seve gelirim" dedi.

Onur verdi.

İki saat Bursa'yı konuştuk.

Her konuştuğunda, her hareketinde 'devlet adamlığını' gördük.

Sorularımız karşısında netti. Hiçbir belediye başkanını eleştirmedi. Bursa'nın sorunlarının 25-30 yıl öncesine dayandığını belirtti. Şu anki belediye başkanlarının iyi niyetle çalıştığının altını çizdi.

Kapatılan köy okullarının atıl vaziyette olduğunu, okul önlerinde bulunan Atatürk büstlerinin çok kötü durumda olduğunu ilettiğimizde; "Biz binaları muhtarlara verdik. 'Değerlendirin, koruyun!' dedik. Yapmıyorlarsa, bir kez daha bakarız."

Muhtarlar...

Sahip çıkın devletin mallarına.

O...

Atıl durumdaki binalara ve bakımsızlıktan çok kötü durumda olan Atatürk büstlerine sahip çıkın.

Ve...

Üzülerek bir konunun altını çizdi...

"Uyuşturucuyla istediğimiz gibi mücadele edemiyoruz!"

'Niye?' diye sorduğumuzda bir kez daha üzgün gözlerle bakarak...

"Bakın o çocuklarımıza; sevgi yoksunu onlar. Aileler dışlıyor, sevgilerini vermiyorlar yavrularına. Çocuklarımız, gençlerimiz ne yazık ki sevgiyi başka yerlerde arıyor ve uyuşturucu bataklığının içine düşüyor. Çok üzülüyorum. Sizlerden isteğim bu konuda sık haber yapmanız ve yazmanız. Yalvarıyorum... Aileler çocuklarına sahip çıksınlar, sevgi göstersinler, onlarla ilgilensinler. Devlet olarak bizden istekleri olursa da seve seve yaparız."

Bu sözlerin ardından Genel Müdürümüz İbrahim Öge söz aldı...

"Sayın Valim; elimizden ne gelirse seve seve yaparız. Yeter ki çocuklarımız bu kötülüklerden uzaklaşsın, bulaşmasın."

Bu sözler mutlu etti Bursa Valisi İzzettin Küçük'ü.

"Görüşelim, birlikte hareket edelim" dedi.

İşte böyle adam gibi bir adam İzzettin Bey.

Bir başkası gibi vurdumduymaz, 'bana ne?'ci değil.

İyi ki varsınız.

Ve...

İyi ki Bursa'dasınız Sayın Küçük.

Siz böyle olduğunuz sürece; bizler de sizlerin yanınızda olmaya devam edeceğiz.

Birileri bir şeyler mi diyecek...

Varsın desin.

Çiğ yemedik ki başımız ağrısın, midemiz bulansın!

Tek sözümüz olur onlara...

Rahmetli Erbakan'ın dediği gibi...

"Haydi oradan, haydi oradan sizi gidiler sizi."