1 numaralı mesele

Mustafa ÖZKESKİN 11 Şubat 2016 Perşembe, 08:49

Futbolda konunun uzmanları 'kalecinin' takımın yarısı olduğu görüşünde birleşir. Otoritelere göre istediğiniz kadar güçlü bir kadro kurun, eğer kalenizi 'ehil ellere' teslim etmediyseniz işiniz çok zordur.. Bunun ötesinde 'iyi' ya da 'kötü' kaleci yerine 'istikrarlı kaleci' tanımlamasının daha doğru olacağı söylenegelir.

Bursaspor'a gönül verenlerin kalecileri Mert Günok hakkında duydukları kaygıya katılmamak elde değil. Ne istatistikleri, ne görüntüsü, ne de gelişme trendi yarınlar  için onun adına umut vaat ediyor.

Mesela; 19 karşılaşmada rakip tarafından atılan 86 şut Bursaspor kalesinde isabet ederken, bu şutların 32'si gol oldu.

Yani kaleyi bulan 2,6 şutun biri gol!

Mert Günok bu ülkenin Volkan Demirel, Volkan Babacan, Tolga Zengin ve Onur Kıvrak ile birlikte önemli 5 yerli eldiveninden biri.

XXX

Ancak; Bursaspor'a geldiğinden beri sıçrama yapamadığı gibi bildiklerinin üzerine yeni bir şeyler katamadı. Aktif futbol yaşamını amatörce de olsa 3 direk arasında geçirmiş biri olarak tespitlerim göre bunun temelde iki nedeni olabilir:

Ya yeterince çalışmıyor ya da doğru çalışmıyor!

1 metre 96 cm'lik boya sahip bir kalecinin ceza sahasına hâkim olmak yerine çizgi kaleciliğini tercih etmesini anlamak mümkün değil! Oysa pozisyonları kale çizgisi üzerinde değil de penaltı noktası üstünden izlemeyi alışkanlık haline getirmiş olsa toplara dengeli çıkma yolunda önemli bir açığını kapatacak.

Diğer yandan sahip olduğu yetenekleri yeterince değerlendiremediğini de düşünüyorum. Aşırı cool (sakin) görünmeye çalışırken kendisine ve takımına zarar verdiğini göremiyor. Toplara kendisini kasarak atlıyor; oysa topu hareketliyken beklemeyi tercih etse zaman kazanacak.

XXX

Hamzaoğlu'nun ekibindeki kaleci antrenörü Detlef Müller ya da Türk adıyla  Metin Mert onun için büyük bir şans. 'Kendine güvenmekle kendine aşırı güvenmek' arasındaki farkı yani abartıya kaçmanın zararlı olduğunu Alman Hoca ona mutlaka anlatmalı.

Ayrıca gereksiz plonjon atma huyunu da bırakmalı. Dahası olduğu yerden değil adım alarak plonjon atmaya alışmalı ki, uzağına gelen topları kurtarma şansını artırabilsin. En iyi tarafı reaksiyonunun gelişmiş olması. Kaleciliği bilmeyenlerin yanlış biçimde 'refleks' diye nitelendirdiği reaksiyon hızı, iyi bir kalecinin kesinlikle olmazsa olmazıdır.

Sonuç olarak Mert Günok kardeşimiz Allah vergisi yetenekleriyle çok iyi bir kaleci olmaya aday; ne var ki hatalarını süratle kapatma yoluna gitmezse korkarız büyük kaleci asla olamayacak. Böyle bir durumda ise; Mert'e, Bursaspor'a ve de Türk futboluna yazık olacak...