‘10 Numara’ öldü!

Mustafa ÖZKESKİN 30 Haziran 2016 Perşembe, 07:00

Euro 2016'da çeyrek finale kadar izlediğimiz maçlar futbolun çok değiştiğini bir kez daha gösterdi. Bu değişimi yakalayabilenler yorumlarını da değiştirdi. Artık kahramanlık destanı yazarak, hamaset edebiyatı yaparak ve de bireysel becerilere yüklenerek puan aramak hayal oldu. Bugünün futbolu; yüksek kalibrede mücadele; takım olarak bütünlük ve çabuk düşünce, hızlı oyun üzerine kurulu. Bunlardan biri olmasa takımınız eksik demektir.

Şu bir gerçek artık; mevkiler karıştı!

Santrhaf bitti!.. Santrfor bitti!.. Sağ bek-sağ açık, sol bek-sol açık iç içe geçti!.. Kanatlarda oynayanlar birbiriyle uyumlu ve yardımlaşmalı değilse takımlar o kanattan çöküyor. Orta sahada tehlike nerede, blok savunma o tarafa dönüşümlü. 'Orası bana uzak mevki, bana ne' diyen yok!

Kademe anlayışı forvetten başlıyor. Rakibe pres topun kaybedildiği noktada uygulanıyor.

XXX

Ve Fransa'daki Avrupa Şampiyonası'nda görüldü ki; '10 Numara' kavramı artık sizlere ömür! Futbol sahasının kralıdır 10 numara, ama bugünün futbolu son beş-altı yılda 8 numaraları ön plana çıkardı.

2010 Dünya Kupası, Pirlo, Sneijder, İniesta, Mesut Özil'in turnuvasıydı ama devir artık 8 numara devri. Mesela Hırvatlar Türkiye maçında oyunu Rakitic-Modric ile tuttular, biz ise Selçuk-Oğuzhan ikilisiyle bunu başaramadık.

Fransızlar bu işi Pogba ve Matuidi ile yapmaya çalışırken, Payet artık modası geçen 10 numara bayrağını, son temsilcilerinden biri olarak yüksekte tutma gayretindeydi. İtalya'da Florenzi-Giaccherini, Belçika'da ise Witsel-Mertens eşleşmeleri '10 Numara öldü' kavramını gözler önüne sererken, 'Yaşasın 8 Numara' sloganı ile futbol dünyasını tanıştırıp yeni bir devrin başladığını gösterdi.

XXX

Takımlar için yedek kulübesinin önemi bu şampiyonada bir kez daha kanıtlandı. Kulüben zayıfsa başarılı olman da mümkün değil. Almanya, Belçika, İtalya kulübeden gelip de imdat kolunu çeken oyuncularıyla doludizgin çeyrek finale vurdular.

Söz gelimi rakip kalede diki kazığı gibi bekleyen santrfor artık göremiyorsunuz. Bizde hâlâ şişir topu 'pivot' santrfora, o indirsin, Ahmet ya da Mehmet vursun işi bitirsin! Ama bu ülkede tek santrfor mu çift mi olsun tartışmalarıyla koca bir sezon geçirdik.

Tomas Necid-Deniz Yılmaz yan yana oynamaz mı?

Fernandao-Van Persie ikilisi uymaz mı?

Podolski-Umut Bulut bir arada olmaz mı?

Eskiden hep birkaç isim üzerinde dönen futbol bugün kulübeyle beraber 18 kişiye çıktı. Biz hâlâ iki oyuncu transfer ettik mi kendimizi buğday ambarında sanıyoruz. Takım uyumunu, entegre futbolu, bilhassa kenardaki yedek kulübesi zafiyetini unutuyoruz. İşte bu yüzden Fransa'dan bavulu erken toplayıp döndük. Çünkü orada kalanlar bizden çok farklı.

Biz top oynuyoruz, onlar futbol!