10 NUMARANIN SIRRI

Mustafa ÖZKESKİN 03 Ağustos 2015 Pazartesi, 06:04
Yeni sezonda İngiltere'ye transfer olan Enes Ünal'ın sırtından çıkardığı '10 Numaralı' formayı Timsah'ta Josue giyecekmiş. Malum; futbolda bu formanın farklı bir yeri olduğu gibi onu giyen futbolcuya da '10 numara adam gözüyle' bakılır.                                                           Fenerbahçe'de Diego, G,Saray'da Sneider, Beşiktaş'ta ise yakın geçmişte Queresma'ya verilen, Bursaspor'da ise şampiyonluk sezonunda Volkan Şen'in, ardından da Batalla'ya emanet edilen bu 10 numaranın sırrı ne ola ki? Eskiden ülke futbolunun karakteristiğine göre de bazı numaralar öne çıkar, efsaneleşirdi. Sözgelimi, uzun toplarla oynayan İngiliz futbolunda 7 ve 11 numaralar gibi. Tekniğe dayalı Güney Amerika'da ise 8 ve 10 numaralar kutsal olarak yorumlanırdı. Nitekim, Pele ve Maradona bunun en etkin örnekleridir. Son çeyrek yüzyılda futbol çok değişti. Artık kahramanlık destanı yazarak, hamaset edebiyatı yaparak ve de bireysel becerilere yüklenerek puan aramak hayal oldu. Mevkiler karıştı 10 numara bitti! Ülkemizde bu formanın takımlarına maç kazandıran yabancı statüsündeki son temsilcileri Hagi ile Alex'ti, onlar da tarihe girdi. Biz ezelden beri ''tek adamcıyız'' siyasetimiz de böyle. Onun için başaramıyoruz. Oysa bugün takımların bütünü maçı kazanıyor. Futbol bir makine düzenine döndü, fizik güç ve akıl becerinin önüne geçti. Geçti o devirler. Ver topu 10 numaraya oyun kursun. Yemezler! O 10 numaranın başına bir anda üç adam çöküyor. Efsane sihirbaz Abra Kadabra olsan çıkamazsın onların içinden. Bizde o kalabalık arasında bir bacak arası atan hâlâ alkış alıyor ama sonuç yok! Elin oğlu o kafayı değiştirdi ama bizde hala gövdenin üzerinde duruyor. Şimdi stoper denilen gerideki son adam yani santrhaf topu şişirmeyecek, bugün ön libero olarak nitelenen ikili göbek topu oyuna sokacak hatta gole koşacak! Santrfor da rakip kalede diki kazığı gibi beklemeyecek. Şişir topu ''pivot'' santrfor Mehmet'e, o indirsin Ahmet vursun işi artık bitti! Ama biz hala tek santrfor mu çift mi olsun tartışıyoruz. Oysa bugün takımların bütünü maçı kazanıyor. Futbol bir makine düzenine döndü, fizik güç ve akıl becerinin önüne geçti. Eskiden hep birkaç isim üzerinde dönen futbol bugün kulübeyle beraber 18 kişiye çıktı. Biz hâlâ iki-üç oyuncu transfer ettik mi kendimizi buğday ambarında sanıyoruz. Takım uyumunu, entegre futbolu, bilhassa kenardaki yedek kulübesi zafiyetini unutuyoruz. Bu yıl havaalanlarından Samandıra, Ümraniye ya da Florya'ya omuzlarda adam taşıyan 3 İstanbullu'yu büyük zorluklar bekliyor. İsim olarak iyi transferler yapıldı ama ya takım oyunu? Mesela; Fenerbahçe'nin son Shaktar maçı. 'Birimiz hepimiz için' diye düşünen bir takım kalede Volkan olmasa 'Yıldızlar topluluğu' bir rakibin gecesini az daha karartıyordu. Neden mi? Çünkü onlar bizden çok farklı. Biz top oynuyoruz onlar futbol!