Mustafa ÖZKESKİN 30 Kasım 2017 Perşembe, 09:15

Ziraat Türkiye Kupası'nın 'tüm ülkeyi kapsasın' diye neredeyse her yıl değiştirilen statüsü gereği özellikle grup eşleşmelerindeki güç dengeleri malum çok orantısız. Ender de olsa 'Ne şehittir ne gazi, yok yoluna gitti bizim Niyazi' örneklerine tanık olduğumuz maçlar da var.

Ancak genelde 'tek maçlı eleminasyon' kuralının uygulandığı dönemlere rastlar bu tür küçüklerin büyükleri kupada saf dışı bıraktığı sürprizler...

Geçen sezon sonu bir alt lige yelken açan halen klasmanda 5. basamağın sahibi Adanaspor; belli ki kupa hedefinden ziyade düştüğü yerden geri dönmenin hesapları içinde.

XXX

Nitekim tecrübeli hoca Kemal Kılıç zaten dar olan kadrosundan lig on birindeki 4-5 as oyuncusunu yanında oturtmuştu dünkü oyunda...

Paul Le Guen de neredeyse yarım Bursaspor ile gelmişti Fatih Terim 5 Ocak Stadı'na.

Titi-Ekong-Ertuğrul'dan oluşan 3'lü defans bankosunun dışında rotasyonu bol kadronun Furkan Soyalp ile erken gelen golü, kupa macerasının iyi bir başlangıcının sinyali oldu. Ardından yine Furkan tabelayı ikileyince maç ilk yarıda bitti!

Karşılaşmanın geride kalan bölümünde biz de Le Guen gibi oyunu değil, giren, çıkan ve de sahada kalan oyuncuları gözlemleme fırsatı bulduk.

xxx

Ne var ki kadroda yer bulamayan ve böyle giderse bulamayacak olanlar; bu maçı fırsat bilip kalitelerini ispatlama refleksine sahip olsalardı, daha canlı/daha dinamik/daha istekli olurlardı.

Açıkça bir böyle hırsa tanık olamadık!

Sanki hocanın gözüne girmeye değil de Adana'ya lavaş tadında şalgam suyu kıvamında kebap yemeye gelenler çoğunluktaydı.

Joshua John, Sinan Bakış, Delarge, Merter, Kubilay, Faty gibi tribün ya da kenarda oturan futbolcuların; 'Ey Hocam... Bizi de gör' diye haykıran bir isyan içinde olmamaları, garibime gitti.

Kendilerini kabul ettirme telaşı uğraşı içinde değillerdi, dedik ya galiba Adana kebap yapmaya gelmişlerdi!