Adı çim ama o biçim

Mustafa ÖZKESKİN 19 Nisan 2017 Çarşamba, 09:05

Son 10 yılda 18 stadyum inşa eden Türkiye, neredeyse 140 günde bir yeni stadyum açılışı yaptı. Türkiye'yi 14'er futbol stadyumu yapan Polonya ve Rusya takip ederken, listede Almanya 8, İngiltere 6, Macaristan ve Fransa da 5'er yeni stadyumla bu ülkeleri izliyor. Timsah Arena ile Vodafone Arena'nın ardından Konya, Antalya, Rize, Sivas, Trabzon, Eskişehir, Malatya toplamda 510 bin kapasiteyi kapsayan son teknoloji ürünü futbol mabetlerine kavuştular. Mesela; Sivas'a yapılan güneş enerji panelleri içeren Yeni 4 Eylül Stadyumu Türkiye'nin en çevreci stadı durumunda. Ancak ne kadar modern olursa olsun, tüm statların ortak derdi; çimler... Serildikten üç-beş ay sonrasında gözleri okşayan yeşil zeminler, neden kalitesini kaybeder?

Örneğin zemini 'patates tarlasına' veya Bursa futbolunun 80 yıllardaki amatör sahalarına benzetilen Timsah Arena... Büyük yatırımlar karşılığı inşa edilen ancak kalitedeki sürekliliği bir türlü sağlanamayan Timsah yuvasının çimleri için yapılan tüm eleştiriler 'içler acısı' ekseninde.

Sorumluların sıkıntının nedeni olarak kötü iklim koşullarını göstermeleri ise çok akla yatkın değil. Avrupa'da en sert kışın Rusya'da geçtiğini herkes biliyor ama şartlar ne kadar olumsuz olursa olsun, tüm statları her koşulda yemyeşildir.

Önemli olan elbette yapmak, ama daha önemlisi bakmaktır. İşte bu noktada çözüm amaçlı devreye suni çim (hibrit) önerisi giriyor.

Her ne kadar Başkan Ali Ay hibrit çimden vazgeçtiklerini açıklasa da bakımı kolay olduğundan toprak zeminli çimden daha avantajlı. Ne var ki; suni çimin insan sağlığına etkileri de günümüzde önemli bir tartışma konusu.

Bu tür zeminlerde oluşan toz ve iplik parçaları solunum ya da yutma yoluyla vücuda alındığı için ciddi sağlık riski teşkil ediyor. Diğer bir sıkıntı da insan vücudunda oluşan elektrik yükü toprakta dışarı verilirken suni çimde böyle bir şansın olmaması. En önemlisi de alınan darbelerde toprakta ya da çimde ayak sabit durmaz, esnerken suni çim de olduğu yerde kalır, darbeyi daha şiddetli alır.

Bununla birlikte, 'Düzgün yapılırsa zararı yok' diyen araştırmalar da var.

 

KARADENİZ ZEKÂSI!

Değerli meslektaşım Ali Sami Alkış'ın bizzat tanık olduğu ve ondan dinlediğim bir anekdot... Trabzonspor tesisleri, Türkiye'nin modern anlamda ilk kez çim uygulamasına tanık olmuş bir antrenman sahasına sahiptir. Mehmet Ali Yılmaz'ın başkanlığı döneminde yapılan çim zemin, gösterişli bir törenle hizmete girmişti ama büyük bir sırrı içinde barındırıyordu. Çimler yanlış sulama ve bakım nedeniyle tamamen sararmıştı. Törende yeşil görünsün diye, Karadenizli pratik zekâsıyla sararan zemin, yeşile boyanmıştı. "Bakımı sürüyor, zarar görür" gerekçesiyle kimse zeminin üstüne alınmaz, herkes uzaktan bakar ve şaşılacak şekilde kimse ne olduğunu anlamaz!

Sevgili dostum Alkış; o dönem televizyonlarda program yaptığı için, törene katılmak amacıyla Trabzon'a gider. Sabah erken saatlerde kalkıp açılış töreni yapılacak Türkiye'nin ilk çim zeminini bir an evvel görmek heyecanıyla tesislere gider.

Boyama işlemini bizzat gözleriyle görür! Onu fark edenler paniğe kapılıp etrafını sararak, kimseye bir şey söylememesi için ondan yemin alırlar. "Başkan bunu duysa hepimizi kulaklarımızdan tavana asar" diye adeta yalvarırlar.

Ve sonuçta tören de yeşile boyanmış çimlerle çok gösterişli bir şekilde yapılır(!)

Ali Sami Alkış yeminine sadık kalır ve bu sır tam 25 yıl saklanır.