ALT YAPININ BAHTSIZLARI

Mustafa ÖZKESKİN 23 Temmuz 2015 Perşembe, 06:01
SADECE Bursa değil aşağı yukarı tüm şehirlerimizde 'futbol okulu' panayırlarının kurulduğu mevsimdeyiz. Türkiye'de altyapının ciddiyeti hep sorgulanıyor ama ciddi bir sorgulama olamıyor bu. Futbol okulları çoğunlukla forma-malzeme satma ve yaz boşluğunda çocuklarla ailelerini eğleme işlevi görüyor. Futbolcu adaylarını elmas gibi yontması gereken altyapılar, ergen doğrama atölyesi olarak işliyor. Teknik-taktik anlayışın ötesinde, asıl, ergen ve gençlerle meşgul olmanın gerektirdiği psikolojik özenden uzağız. Avrupa altyapılarında bu ilgi-sevgi emeği çok önemseniyor oysa. Mesela 3 İstanbullu'nun transferi için kapıştığı Gökhan İnler'in yetişmesini örnek vereyim. 21 yaşında İsviçre Milli takımında oynamaya başlayan gurbetçimiz her gün oturduğu kasabadan idmana Basel kulübünün görevlendirdiği bir sosyal hizmet uzmanı tarafından getirilip götürülüyordu... ***** Dünya, Avrupa şampiyonluklarının yanı sıra, Real Madrid ve Barcelona gibi kulüpler bazında da şampiyonluk kupalarını kucak kucak müzelerine götüren İspanya futbolunun başarısını yakalanan müthiş jenerasyona bağlamak asla mantıklı değil. Bugün Arda'nın 41 milyon euroluk transferi ile gözlerimizi fal taşı gibi açtıran Barcelona altyapısı çeyrek yüzyılı aşkın zamandır ilmek ilmek örüyor o yetenekleri. Valdes, Puyol, Pique, Xavi, İniesta, Fabregas, Pedro, Messi ve de diğerleri bir çırpıda ortaya çıkmadı. Sabrın, birikimin, deneyimin, teknolojinin, bilimin ürünü onlar... Dönelim Bursaspor'a... Alt yapıda yeni bir oluşuma gidilmiş. Mesut Ünal'ın koordinatörlüğünde 12 teknik adam çeşitli yaş gruplarının başına getirilmiş, hayırlı olsun. İçlerinde yakın dostumuz olanlar da var, sadece merhaba dediklerimiz de... Hepsinin bilgi, deneyim ve insani ilişkilerine güvenimiz inancımız tam. ***** Ancak bazı gerçekler de var. Türkiye'nin en üretken altyapılarından Bursaspor'un en parlak mahsulü Ozan Tufan, 4-2-3-1'i ancak milli takımda öğrendiğini söyleyince şaşırıyoruz. Danimarka maçındaki golü ile ilgili 'Arda abi vur dedi, çaktım gol oldu' yorumunu dinlerken 'Vay be' deyip gol sanki ona uzaktan kumanda ile attırılmış izlenimine kapılıyoruz. Onun üzerinde emeği olan hocalarını hesaba katmıyoruz. Aslında herkes 'neyin ne olduğunu' biliyor da seslendirmek kimsenin işine gelmiyor. Yakın geçmişte Gençlerbirliği'ni çalıştıran Thomas Doll'un bile kısa sürede farkına varıp, uyarıda bulunduğu o müthiş tespitle bitirelim. Bakın ne demişti Alman hoca: 'Birçok orta sınıf futbolcu astronomik paralar istiyor. Siz, bu futbolculara böyle paralar verir, altyapı hocaları ve yardımcı antrenörlere hak ettiklerini vermezseniz, Türk futbolunun ilerlemesini beklememelisiniz.'