Arjantin dramı Hırvat destanı

Mustafa ÖZKESKİN 25 Haziran 2018 Pazartesi, 06:05

Dünya Kupası'nda grup maçlarının tamamlanmasında son aşamaya gelindi ama futbolseverler ekran karşısında yeterince keyif alamadı. İspanya-Portekiz, Arjantin-Hırvatistan ve son olarak Almanya-İsveç karşılaşmaları doyurucu, diğerleri ise genelde izleyeni yorucu oyunlar oldu. Bu noktada Belçika'yı da ayrı bir yere koymak zorundayız. Hücum futbolunun bütün inceliklerini sergileyen Kırmızı Şeytanlar seyircinin ilk yarılarda mışıl-mışıl uyuduğu onca maçların aksine ışıl-ışıl birer 45 dakika izletmekle kalmayıp, Tunus karşısında olduğu gibi şampiyonada devreyi 4 golle birden kapatan tek takım oldular. Gördüğümüz kadarıyla takımların en öncelikli hedefi, topa mümkün olduğunca fazla süre sahip olmak... Bu sürenin uzamasıyla gol atma olasılığı arttığı gibi gol yeme olasılığı da azalıyor. Bu basit mantık gereği bol paslı ve düşük riskli hücum girişimlerinden ibaret bir oyun anlayışını tercih ediyorlar.

XXX

Bu bol pasa dayalı garantili oyun anlayışı zaman zaman abartıya kaçabiliyor. Öyle ki bazen bir takım, rakip ceza sahası civarında gol ararken, gedik bulamayınca kendi kalecisine kadar dönebiliyor. Özellikle turnuvanın favorilerinden İspanya pası adeta, gole ulaştıran araç olmaktan çıkarıp amaç haline getirmiş durumda. Portekiz karşısında bunun bedelini 1 puana razı olarak ödediler. İki kez yenik duruma düşmelerine karşın öne geçtiler ancak galibiyeti korumanın en iyi yolunun farkı artırmak olduğunu unuttular ve pas yapıp topu dolaştırarak maçın sonunu getirebileceklerini zannettiler. Oysa rakip takımda Ronaldo gibi her an her şeyi yapabilecek kapasitede bir oyuncu vardı. Messi ile Neymar hayranları beklentileri karşılık bulamayınca hayal kırıklığı yaşadılar ve yaşamaya devam edecekler gibi! Bu iki yıldız tek başına skoru değiştirebilecek işler de yapabilir, çok sayıda top kaybıyla takımının çökmesine de sebep olabilir.

XXX

Burada şunu eklemek gerekir ki yıldız kabul edilen oyuncuların takım disiplininden kopuk şekilde kafalarına göre oynaması teknik direktör çapsızlığının göstergesi!

İzlenimlere göre şimdiye kadar oynanan maçlarda en göz dolduran takım Hırvatistan oldu. Oyunun hem savunma, hem de hücum kısmında son derece disiplinli ve dinamik bir performans  sergilediler. Fizik güçleri, taktiksel anlayışları, saha içi dayanışmaları çok üst düzeyde. Takımda saçma girişimlerle top ezen ya da kaybeden 'lüks' oyuncu yok. Modric ve Rakitic, Mandzukic gibi yıldızlar bile skora bakmaksızın maçın son dakikasına kadar var güçleriyle pres yapmayı sürdürüyorlar. Fark yaratmaları boşuna değil.

Son olarak Arjantin... Şarkılara söz olan Evita Peron'a yönelik o unutulmaz 'Dontcry Form Me/Benim İçin ağlama Arjantin' repliği sanki bugünler için söylenmiş...

Futbol efsanesi Maradona ile velihatı Messi'nin ülkesi gözyaşları içinde.

Çünkü vedanın eşiğindeler!