ATAMAZSAN YERSİN

Mustafa ÖZKESKİN 06 Mayıs 2015 Çarşamba, 06:00
LİG maratonunda 29 etabı geride bırakan Bursaspor, üst üste 3 maçı bir arada doğrultmayı beceremedi. Timsah'ın, seri yakalama konusunda yaşadığı arızanın temelinde ne yatıyor? Bursaspor'un lig seyir defteri incelendiğinde bu sıkıntının teknik ve mental sorunlardan kaynaklandığı görülüyor. Kesintisiz galibiyet serisi elde etmenin yolu, golü hem erken hem de rakipten önce bulmaktan geçiyor. Brezilya'yı dünya şampiyonluklarına taşıyan ünlü hoca Scolari'nin, 'önce sen at' felsefesinde olduğu gibi.. Öne geçmek, rakibin stratejisini bozuyor, dağılmasına yol açıyor. Bursaspor'un bu sezon sergilediği oyun karakteristiğinden ise, bu şablonun tam tersi yansıyor. Golü kalesinde gördüğünde, ancak daldığı gaflet uykusundan uyanıyor. Ardından da savunma tedbirlerini yüzde yüz boşlayıp, tam kadro rakip kaleye yükleniyor. ***** Bunun en taze belgeleri, geriye düşüp 3 puanla ayrılmayı başardığı ikinci yarıdaki Mersin ve Balıkesir ile Başakşehir maçları..Ama lig denilen bu maratonda eğer bir hedef peşinde koşuyorsanız, gol atmak için gol yemeyi beklememek gerek. Skoru çevirmek her maçta mümkün olmayabilir.  Mesela son Kasımpaşa maçı. 3 kez geriye düşüp her seferinde skoru eşitlemenize rağmen harcadığınız efor puan ya da puanlara yetmeyebilir; nitekim yetmedi de! Biraz açalım.                                                                                             3-3'lük skorla girilen Kasımpaşa karşılaşmasında son 30 dakika. 6 savunmacı ile oynayan ev sahibi takım defansı top çıkarıyor, rakip yarı alandaki 9 Bursasporlu oyuncu da geleni aynen iade ediyor! Yeşil Beyazlı ayaklar zorlama şişirmelerin yanı sıra, kornerlerde bile şamdellerden medet umuyor. Hızlı kanat dalışları yok. Gole yönelik plan yok, bu durumda iş şansa kalıyor. *****                                Şüphesiz futbolda becerinin dışında bir tutam da şans gerekiyor. Ancak, talih çoğunlukla nankördür, her zaman yanınızda olmaz. Sürekli şansınızı zorlamanız lâzım. Ama kadro kaliteniz yetersiz ise, zorlama ile nereye kadar varılabilir ki?  Bu yüzden Şenol Güneş tribünlerin oyuna girdiğinde 'geç kalındı' diye homurdandığı Enes Ünal'ı -yakalarsa çakar- umuduyla bitime 5 dakika kala sahaya sürüyor. Neden?  Çünkü bu genç, topu ayağında seven ve de sürpriz biçimde isabetli kullanabilen stile sahip. Anlayacağınız hocamız da işi şansa bırakıyor. Ne var ki; çekirge bir zıplar, iki zıplar. Hadi diyelim 3 olsun. Ama gün gelir yerinde sayar! Örnek mi? Kasımpaşa maçı!