Mustafa ÖZKESKİN 29 Eylül 2015 Salı, 08:42

Karşılaşma öncesi bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun Atatürk Stadı'nı esaretine alması, hocaların teknik ve taktik anlayışının suya takılacağı endişesi doğurdu bizlerde... Ama maç başladığında 'Çim Profesörü' Muhittin İpek ve ekibinin bu konudaki maharetini hesaba katmamanın mahcubiyetini yaşamadık dersek yalan olur. Verilere göre metre kare başına düşen 'rahmetin' yılın rekoru olduğunu öğrendiğimizde sahada bir tası dolduracak su birikintisi göremeyince emeği geçenlere bir kez daha 'helal olsun' dedik.

Takımların saha dizilişi aynı: 4-2-3-1. Bu kullanışlı sistem deplasmanda oynayan ya da tek forvet arkasında kreatif oyuncu kullanmak isteyen hocaların öncelikli tercihi.                                           

Ancak topu uzun oynamak mecburiyeti olan Bursaspor açısından rakibe göre çift santrfor oynama ihtiyacı sanki daha fazla.

***

Üstelik iki takımın tek forvetleri Necid ile Gekas süratini değil teknik becerisini kullanan ayaklar. Bursa'nın baskılı oyununa karşılık, Eskişehir'in kontrataklarıyla başladı mücadele. İki takımın da klasmanın kırmızı hattına sıkışmış olmaları nedeniyle her an her şeye gebe bir karşılaşma. Heyecan Uludağ'ın doruklarını aşmış durumda.

Tribünlerin ateşlemesiyle gaza gelen Yeşil Beyazlı oyuncular maçı çok istediklerini hemen belli ediyor. Cuşak sağdan, Aziz ile Stoch soldan bindiriyor, ama topu gol bölgesindeki Necid'e bir türlü indiremiyor.

Ne zaman ki Eskişehirspor 'Bu maçı ben de istiyorum' moduna girip saldırıya geçince oyun 'tenis maçı' görünümüne dönüşüyor.

Top bir o kalede, bir bu kalede!

İlk yarıda Timsah'a pozisyon üstüne pozisyon geliyor ama her ne hikmetse Gekas'ın ayağından yürek hoplatan pozisyonlar konuk Es-Es'e gidiyor. 

***

Ertuğrul Hoca'nın öğrencileri ikinci yarıya da 'ille de gol' diye müthiş bir iştahla giriyor ama Bursa'nın havasına hâlâ alışamadıkları için olsa gerek Jorquera-Josue ikilisi pas savsaklığını sürdürüyor. Hâl böyle olunca da Necid tek kişilik bindirmelerde Eskişehir'den çok kişilik duvarlar buluyor karşısında.

Ve Ertuğrul Hoca Necid'in yanına Tom Sutter'i yollayıp yukarıda yazdığımız gibi gol timini ikiliyor şipşak goller geliyor. Doğru hamlelerin bu kadar çabuk sonuç vermesi geceye güzellik katıyor.

Önce Necid ardından da Faty tabelaya birer damga vurarak maça noktayı koyuyor.

2-0...

Bu sonuçla adına futbol denilen oyunda bir gerçek bir kez daha tescil ediliyor. Futbolun süsü şutsa, bonusu da gol.

Ne kadar çok şut, o kadar çok gol...

Toparlayıp kestirmeden söylersek 'Futbolda atan kazanır.'

MAÇIN HAKEMİ:  Dünkü oyunda hakemlik bir iş yoktu

KIRILMA ANI: Ertuğrul Sağlam'ın kulübede ağladı an.