Bas primi al verimi!

Mustafa ÖZKESKİN 12 Ekim 2016 Çarşamba, 06:28

MİLLİ Takım'ın son İzlanda yenilgisi gösterdi ki; ülke futbolu olarak dibe vurduk. 

Yıllardır olduğu gibi bu sezon da Avrupa'ya açılan kulüplerin birer birer hedeften düşmeleri, ulusal takımımızın her türlü yeniliğe, değişime ve de desteğe rağmen sonuçlara bakıldığında görünen çok hazin bir tablo...                             

Hazirandaki Euro 2016'dan bu yana 'Terim ile yattı, Arda ile kalktı' ülke futbolu... Kayıkçı kavgası gibi 'prim kavgası' ile beyinler dolduruldu, ekranlara magazin boyutunda  'arkası yarın' benzeri tefrikalar kondu... Gazetelerde yazıldı, çizildi, televizyonlarda bilen bilmeyen herkes gün ağarana kadar konuştu...                                                                                                                                    

Sonuçta ne oldu?                                                                                                                                   

Gün ışığına çıkması gereken rivayetler yine karanlıkta kaldı, Türk futbolu yine hüsran ve hüzün dolu bir manzara ile baş başa bırakıldı.                                                                                                                 

XXX                                                                                                                     

Ülke insanı olarak her konuda işi döndürüp dolaştırıp genelde paraya dayandıran bir düşünce yapısına sahibiz. Özetle maddi motivasyonu seven bir milletiz.                                                                                   

Mesela, konumuz futbol olduğuna göre sahada işler kötü mü gidiyor, 'bas primi, al verimi!'

Mesela; 2014 Dünya Kupası elemelerinde Futbol Federasyonu, Macaristan maçı için galibiyete adam başı 60 milyar lira prim vaat etti, netice malum!                                         

Her ne kadar yalanlansa da Terim-Arda polemiğinin temelinde prim yani para kavramının yattığını artık dünya âlem biliyor...

A Milli Takım'ın hüsranla kapattığı Fransa'daki şampiyonada çeyrek finale kalan ve turnuvada çok başarılı müsabakalar oynayan takımların birçoğunun futbolcularına hiç prim ödenmemiş. AlmanyaİtalyaİngiltereİspanyaPortekizHırvatistan takımlarında prim yok. Biz bilindiği kadarıyla 500 bin avro ile birinciyiz. Türkiye'den sonra en çok prim veren ülke 100 bin avro ile Galler!                                                                                                          

 XXX                                                                                                                                          

2009'un Eylül'ünde, 4-2 kazandığımız Estonya maçında takımımızın ikinci golünü atan Sercan Yıldırım'dan dinlediğimiz bir anekdotla bağlayalım:

İki gole imza atan şimdi Fatih Terim'in yardımcısı olan kaptan Tuncay Şanlı, soyunma odasına kadar gelip yanaklarını okşayan dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan'dan bir talepte bulunmuş:

'Yeşil Pasaport!'

Ne yapıyor bu çocuklar? Ay-Yıldız'ı yurt dışında temsil ediyor. Bu milletin adına giyiyor formayı.                                                                                                                                                      

Peki; kimlere 'yeşil pasaport' veriliyor?

Bu vatana hizmet için görevli olanlara. İşlerini yaparken bir de vize ile uğraşmasınlar, sınır kapılarında normal vatandaş gibi sürünmesinler diye...
En kritik, en zor işleri yapanların bir tanesi bile 'harcırah' dışında bir kuruş alamıyorlar bu görevlerinde. İşlerini başarırlarsa öyle 'prim' falan da yok.                            

Tuncay'ın o dönemde yeşil pasaport talebi kabul görseydi, Ay Yıldızı temsil eden futbolcularımız bu şerefle yetinip 'primlerden' vazgeçerler miydi acaba?