Mustafa ÖZKESKİN 20 Aralık 2016 Salı, 08:00

 

Zordur pazartesi maçları... Bir yandan haftayı kapatmış rakiplerinin kâr ya da zarar hanesine yazdırdığı puan hesaplarına göre stratejini belirleyeceksin, diğer yandan dikiz aynanda kaybetmeni bekleyen takipçilerinin selektör ışığında mücadele vereceksin...                                                                                                                                      

 Bazı maçlar vardır; dönüşü olmaz! Son 5 maçında sadece bir kez gülebilen Bursaspor için de Antalyaspor karşılaşması, Avrupa umuduyla ilk 5'e sıkışması adına kaçmakta olan trenin son vagonuydu... Ya kazanacak, 'ben de varım' diyeceklerdi ya da dönülmez akşamın ufkuna yelken açıp hedeften kopacaklardı... Onlar, kazanmayı tercih ettiler.
Zor da olsa 3 puanı, Antalyaspor gibi dişli bir takıma karşı alıp, haftalardır gördükleri karabasanı camialarından uzaklaştırdılar.                                                                                                                                 

XXX                                                                                                                

Maç başladığında görüldü ki; ligde son 7 haftalık sürecin istim üstündeki Akdeniz temsilcisi bütün hatlarıyla kendi ceza alanında. Oyunu böylesine sahasında kabullenen bir takıma karşı Timsah ise Deniz Yılmaz ve Kubilay Kanatsızkuş ile rakip savunmaya önde baskı yapıyor ama karşıda Kırmızı Beyazlı etten bir duvar var!                                                                                                               

 Böyle bir tıkanıklıkta gol olması için ne gerekir? Topu rakip kaleye vurmak gerekir... Batalla da işte onu yaptı...                                                                                                                                             

Önce Antalya kalecisi ve defansının öldü gözüyle baktığı pozisyonda topu çizgiden çevirip diriltti, Kubilay'a 'al at' diye servis etti: 1-0...                                                                Ardından da Kubilay'ın rakipten çaldığı topu aldı-verdi gergefte dantel işler gibi işledi, Arjantinli bu kez de golü kendi pişirdi: 2-0...                                                                                            

 Türk futbolunun kronik hastalığıdır... Duran toplarda tozluk-forma-şort düzeltilir...

Sen bunları yaparken rakip de topu düzeltip işe girişir, gol gelir! Nitekim Antalyalı Deniz'in golü de Bursaspor savunması uyuklarken taçtan iki pasta böyle geldi:

2-1...                                                                                                                                              

XXX                                                                                                                                                   

İkinci yarıda roller değişti. Tek farklı yenilginin altında kalmak istemeyen Rıza Çalımbay'ın ekibi bütün hatlarıyla yükleniyor, galibiyeti korumayı hedefleyen Hamza Hoca'nın öğrencileri ise resmen 'Çanakkale Geçilmez' parolasıyla kalesini savunuyor.                                                                                                                                                              Charles-Makoun-Serdar Özkan üçlüsünün oyuna girişiyle Antalyaspor orta sahaya egemen oluyor, bir şutu direkten dönüyor, diğer gollük pozisyonlarda ise yine kaleci Harun devleşiyor...                                                                                                                                                                     

Ve sonuçta Bursaspor 'Birimiz hepimiz' direnişi ile çok kritik bir maçta 3 puanı hanesine yazdırıyor.      

Şu bir gerçek ki 6 gol ve 5 asistle Batalla bu takımın sıkıştığında başvuracağı bankamatik gibi.

Maymuncuk gibi açamayacağı kapı, giremeyeceği kale yok!                                                                                                                               

Bursaspor'un envanterine yazılan puanlarda, kulüp kasasına giren parada Arjantinli'nin payı büyük.                                                                                                                Nazar değmesin...