Benim yöneticim her şeyi bilir

Mustafa ÖZKESKİN 10 Mart 2016 Perşembe, 09:15

Atasözü her ne kadar 'Parayla saadet olmaz' dese de siz fazla kulak asmayın! Günümüzde, tam aksine 'parasız hiçbir iş olmuyor'... İnanmayan gitsin Bursaspor yönetimine sorsun! Timsah yıllardır, Napolyon'un savaş yenilgisinin sebebini sorduğunda aldığı 'Önce cephanemiz yoktu' yanıtı benzeri bir 'Önce paramız yoktu' gerçeğinin karabasanlarıyla uykusundan kan ter içinde uyanıyor.

Başkan Ali Ay, seçildiğinden bu yana mesaisinin büyük bölümünü, sportif başarıdan ziyade, kulübün finansal yapısını sağlamlaştırma yönünde harcıyor.

Ne var ki bu tasarıların çoğu, önceki yıllardan biriken hüsranların tortusuyla, gerçek ötesi ütopyalar olmakla itham ediliyor.

Maddi ve manevi açıdan devasa sorunlar yumağı haline gelmiş bir kulübün yönetimini yüklenmek, bağışlayın ama geçtik 'ateşten gömlek giymeyi', karlı buzlu havada 'iç çamaşırı giymeden' sokağa çıkmak gibi! Üşütüp yatağa düşmeniz çok muhtemel! Başkanın söylemlerinden anlıyoruz ki; kulübün kasası öyle bir açılmış ki; o açığı yamayacak iğne iplik henüz icat edilmemiş!

XXX

Peki, koskoca Bursaspor geçmişte ender de olsa örnekleri olduğu gibi sorunlarını çözemez mi?

Zor ama imkânsız değil. Yeter ki doğru teşhis konsun, pansuman değil, gerçek bir tedavi olsun.

Ne var ki; kulüplerde iş başı yapan yöneticileri toplum olarak 'âlem-i cihan' sanıyoruz! Bize göre, her şeyi bilir yönetici... Her zorluğu çözer, hepimizden farklıdır! Sorunlara baktığında her görüşünde haklıdır. İşin kötüsü nedir biliyor musunuz? Bir süre sonra yöneticinin kendisi de öyle sanır! Çok basit bir çözüm önünde dururken, olmadık işlere kalkışır, her şey birbirine karışır.

Bir hikâye ile noktalayalım...

Günün birinde bir fizikçi, bir kimyacı, bir jeolog ve bir matematikçi bir araya gelmiş ve bir araştırma için araziye çıkmışlar. Birden yağmur bastırır. Hemen yakında bir arazi evi görürler ve oraya sığınırlar. Ev sahibi bu değerli ekibe bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati odada bulunan soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.

XXX

Fizikçi; 'Sobayı yükselterek konveksiyon açısından daha kısa sürede ısınmaya bağlamış.'

Kimyacı; 'Adam aktivasyon enerjisini düşürüp sobayı daha kolay yakmayı amaçlamış.'

Jeolog; 'Burası tektonik hareketlilik bölgesi. Bir deprem durumunda sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmış.'

Matematikçi; 'Sobayı odanın geometrik merkezine kurup, her yerin eşit şekilde ısınmasını sağlamış.'

Tam bu sırada ev sahibi içeri girmiş. Tabii hemen sormuşlar ve bekledikleri cevaptan her biri haklı çıkmayı umuyormuş.
'Üstat, bu soba neden taşların üzerinde, ve zeminden yukarıda?'

Ev sahibi orman köylüsünün cevabı kısa ve basit olur:

- 'Boru yetmedi!..'