'BİR BABA HİNDİ...'

Mustafa ÖZKESKİN 17 Ekim 2018 Çarşamba, 06:54

YAŞAR GENÇ...

Namıdiğer 'Amigo Yaşar...'

Bugün onun ebediyete göç edişinin 14. yıl dönümü...

Şimdilerin genç kuşakları onu tanımaz...

Ama o adını Yeşil Beyaz sevdasıyla 'Bursaspor tarihine' altın harflerle yazdırmış bir efsanedir.

'Amigo' kavramı ile ilk karşılaşmam 1968 yılında oldu.

Şimdi unuttum Bursa Atatürk Stadı'nda acaba hangi maçtı?

Amigo Yaşar, maç başlamadan sahanın içinde bütün tribünleri gezer, yere çöküp sağdan sola yerden havaya el hareketleri yapardı.

Sonra çöktüğü yerden ağır ağır doğrulurken elindeki megafonla 'BİR BABA HİNDİ' diye bağırır, iki yumruğunu sıkarak ayaklandığında ise bütün tribünler 'HEEEEEY ALLAH' tezahüratıyla stadı inletirdi...

'Bir baba hindi' ile başlayan, oynanan takıma göre değişen mesela rakip Beşiktaş ise 'Kartal'a da bindi' ile devam eden bir dönem klasiği idi o ritüeller...

Uludağ'ın beyazı

Ovasının yeşili

Bursaspor çabuk ol

Gör rakibin işini

Forması yeşil beyaz

Takımlara verir ayaz

Maçı sona erince

Galiptir yeşil beyaz...

Ardından da bu şiiri okurdu ezberden o davudi sesiyle.

Eski açıkta yani Teksas'ta.

Net ve anlaşılır bir ses tonuyla, tane tane, sözcüklerin üstüne basa basa...

Alkıştan/ıslıktan inlerdi Atatürk Stadı...

Merinos'ta çalışırken gönül vermişti Yeşil Beyaz renklere. 1963 yılına kadar Fenerbahçe'yi tuttuğunu söylerdi.

'Ne zaman ki Bursaspor doğdu işte ben o tarihte ikinci kez doğdum' sözleriyle anlatırdı sevdasını...

Serbest ve grekoda eskilerin deyimiyle sıkı bir 'pehlivandı'.

Baktığınızda güreşçilere özgü kırık kulaklarından hemen anlaşılırdı.

Tribünlerde hep tanık olduğumuz malum taraftar dalaşmalarını önce bir el ense ardından da bir çangalla büyümeden sonlandırırdı...

Onunla birlikte Eskişehirsporlu Orhan ile Ankaragücülü Sefa da dönemin efsane amigolarıydı.

Patenti Orhan'a ait 'Es es es /ki ki ki/Eski eski es' sloganı ile Sefa'nın dillendirdiği 'Haydi bastır Ankaragücü' repliği taraflı/tarafsız tüm futbolseverlerin imrenerek hatta kıskanarak dinlediği tezahüratlardı...

Yaşar/Orhan/Sefa üçlüsü futbolun 'ortak folklorik' değeri olarak hafızamıza kazındı.

Yaşar'ın yaşının ilerleyip fiziki olarak güçten düştüğü yıllarda tribünler ondan daha genç Fikret Akdağ ile tanıştı. Karayağız/gözüpek bir delikanlıydı 'Amigo Fiko...'

Yaşar'ı taklit ettiği söylense de Fiko'nunki taklit etmek değil, feyiz almaktı.

Ayrıca taklit bile olsa, neticede taklit ettiği, başlı başına bir markaydı...

Yaşar'ın hasta olmasına rağmen son dönemlerinde Fiko ile birlikte yaptığı usta/kalfa düetlerini tribünler ayakta dakikalarca alkışlar hatta gözyaşlarını tutamayanlar olurdu. Geçen yıl ustası gibi yine ekim ayında kaybettiğimiz Fikret Akdağ da anılarda 'hoş bir seda' gibi kaldı.

80'li yıllar, 90'lı yıllar ve 2000'den bu yana geçen yıllar...

Tribüne sıçrayan şiddet, bu şiddetin parçası olan amigo kartvizitli maşa veya tetikçiler...                                                   

Takımdan rant alan 'tribün önderleri!'

Kulüp başkanlarından, yöneticilik beklentisi olan iş adamlarından, hatta yerel siyasi odaklarından beslendiler, oralardan güç elde etmeye çalıştılar.

Onları gördükçe bir de geçmiştekileri düşündükçe farkı fark etmemek mümkün mü?..

Mekânları cennet olsun.