Bir yönetici profili

Mustafa ÖZKESKİN 29 Ocak 2016 Cuma, 09:12

Bursaspor'da tarihi bir kongre geride kalırken, camia başta Başkan Ali Ay olmak üzere yönetiminde yer alan yeni isimler ve yüzlerle tanıştı; hayırlı olsun. Sözü getirmek istediğim nokta kişiler değil, yöneticilik profili...

Kulüp yöneticiliği aslında öyle kolay bir şey değil. Sorumluluk ister, bilgi ister, birikim ve de sağduyu ister. Çoğu  eğitimliler, yeni başkanımız gibi bazıları yurtdışından master dereceleriyle mezun olmuşlar. Görmüşler, geçirmişler, iyi ailelerde yetişmişler ama çoğunluğu aktif futboldan gelmedikleri söylemleri ya da eylemleri ile gerilimi yükseltiliyorlar.

Sahada ter dökmüş, yeşil çimler üstünde her şeyini verdiği halde kaybetmeyi bilen insanların, şiddete neden olamayacağı kanısındayım. Her futbolu bırakana antrenör olarak bir kulüp bulunamayacağına göre yöneticiliğe soyunmak daha akılcı olmaz mı? Futbolcuyken doğru yönetilmediğinin farkına varan bir kişinin yönetmeye talip olması mantıklı değil mi?

Bursaspor tarihinde bunun örneği var:

Orhan Özselek... Ruhu şad olsun, başkan ve yöneticilik dönemlerinde yaptıkları ortada. Hem de cep delik, cepken delikken!

Yeri gelmişken söyleyelim; kulüp yöneticiliğine 'alaylılar'ın dışında 'okullular'ın da soyunma zamanı gelmedi mi? Bu ülkede 'spor yöneticiliği' diye fakülteler var. Mesela; iki aşamalı sınav sonrası nitelikli öğrencilerin girebildiği spor akademileri gibi...

Ama her ne hikmetse; 15 kişilik kulüp yönetimlerinde onca sanayici, işletmeci, hukukçu, turizmci, müteahhit, doktor, eczacı, mimar, mühendis, kabzımal yani her kesimden yönetici var da, 1 tane bile akademi mezunu 'spor yöneticisi' yok!

Peki neden?

İşin ucu dönüyor dolaşıyor paraya dayanıyor!

İşte bunun için de kulüpler mevcut yöneticilerin ceplerindeki avrolara dolarlara bağımlı olmaktan kurtulamıyor. Oysa bir kulüp yönetimine '14 cebi dolu' adam yerine, gelirleri artırmanın yollarını üretecek '1 tane zihni dolu' okullu adam girse, fena mı olur?

TOK AÇIN HALİNDEN ANLAMAZ
Tuzlaspor
kupa maçı için Şükrü Saraçoğlu Stadı'na belediye otobüsüyle gelince Pereira 'Futbolcularını bize karşı motive etmek için yapmışlardır' demiş!

Adamın aklı almıyor garibim Tuzlaspor Kulübü'nün özel otobüse verecek parası olmayacağına?
'Motivasyon numarası' sanıyor beyefendi.

Doğru; 'tok açın halinden anlamaz.'
Fenerli Nani isyan etmiş: 'Ben bu ülkeye tekme yemeğe gelmedim!'

Bizim insanımız da adaletten şikâyet etmeye, kör kurşunla terör kurbanı olmaya,  yaya geçidinde yeşilde geçerken araba altında kalmaya, ucuz ekmek için sabah ezanında Besaş kuyruğunda sıralanmaya doğmadı bu ülkede ama çekiyoruz işte. Haline şükret Nani...

MİKROFON ANILARI: SADİ HOCANIN OĞLU

Trabzonspor'un eski hocası Sadi Tekelioğlu bir dönem Gençlerbirliği'nde Erkan Kural'ın yardımcısıydı. Devre arası kampı için Antalya'dalar. Sadi Hocanın eşi hamileydi. Bir gün 'Müjde' dediler 'Oğlun oldu.' Tekelioğlu'nun bir kızı vardı, artık oğlan babası da olmuştu. Kampın keyifli ortamında futbolcular bir fikir attılar orta yere. ''Hocam yarınki maçta ilk golü kim atarsa onun adını oğlunuza verin.'

Sadi Hoca futbolcularını kırmayıp 'tamam' dedi.

İlk hazırlık maçı İskenderun ile. 0-0 giderken Gençler penaltı kazandı, takımın penaltıcısı belliydi:

Hayruddin!

Hoca 'eyvah' dedi gözlerini kapadı. Hayruddin geldi vurdu top yan direğe çarpıp dışarı çıktı. Tekelioğlu belki de hayatında ilk kez oyuncusunun kaçan penaltısına seviniyordu.

İkinci maç Erzincan'la ve hocanın oğlunun adı henüz yok. Maçta son çeyreğe girilirken Erkan Kural futbolcu Şirahman'a seslendi: 'Isın oyuna giriyorsun.' Kahramanımız oyuna bir giriyor pir giriyor. Top ona geldiğinde hoca gözlerini kapatıyor ama sonuçta korkulan oluyor, bitime iki dakika kala Şirahman nefis bir vuruşla topu ağlara asıyor. Takımda herkes mutlu Sadi Hoca hariç!

Soyunma odasında takımı toplayan Tekelioğlu 'Çocuklar söz verdim size ama oğluma o ismi koyamamam.' Herkes gülüyor, Şirahman hariç!

Sadi Tekelioğlu oğlunun adını Arif koydu. Arif büyüdü ve futbolcu oldu. Hocalığını kim yaptı peki? Şirahman Berberoğlu!