Bu nasıl iş beyler?

Mustafa ÖZKESKİN 11 Aralık 2015 Cuma, 09:02

18 takımlı lig fikstüründe sadece Bursaspor'u üst üste 3 haftadır 'cuma gecesine' hapseden federasyonunun zihniyetini anlamak mümkün değil.

Bursa gibi devasa bir kentin yaşam resminde, cuma akşamları genelde sıkıntılıdır. Atatürk Stadı'nın konumu itibarıyla trafiğin en yoğun olduğu saatte ana arter bir caddenin yanı başına kurulan futbol tezgâhı maça gidene de gitmeyene de eziyetin püsküllüsünü çekmekten başka çare kalmaz. Sadece Bursasporlu değil, yıllardır bu cefaya katlanan sporseverler ya da kent insanı artık son günlerini yaşayan efsane stadın hatırına elbette diş sıkıp 'ya sabır çekerek' Timsah Arena'ya kavuşmayı heyecanla beklemek zorunda.

Ne var ki siz 18 takımlı Süper Lig plânlamasında Antalya ve Galatasaray'dan sonra bu akşamki Osmanlı maçında da Bursaspor'u üst üste 'Cuma gecesine' hapsediyorsanız 'bu nasıl iştir kardeşim' diye sormak da bizim hakkımız. Efendim; 'Galatasaray maçı İstanbul'daydı' kolaycılığı ile yanıtlayabilirsiniz ama Bursa'dan maça gitmek isteyen Yeşil Beyaz sevdalılarını İstanbul'un o meşhur cuma trafiği keşmekeşine itelenmesine ne diyeceksiniz? '4 Büyük' takıma adaletli bir fikstür dağılımı düzenlenirken Türk futbolunun '5. Büyüğüne' niye aynı hassasiyeti göstermediniz?

Şunu da hemen söyleyelim; fikstürün iyisi kötüsü ve de gününü değerlendirmeyi anlamsız bulurum; zira herkesin herkesle ikişer kez oynadığı bir turnuvada fikstür koşulları eşittir tabii ki... Ancak enteresan bir şekilde sadece bir takımın maçlarını peş peşe aynı gün ve aynı saate koyuyorsanız 'öküz altında buzağı arayanlardan' değiliz ama işin içinde Bursaspor varsa şüphesiz bit yeniği de ararız.

Haa, başkan ve onca yönetici dururken, kulübün hakkını aramak sana mı kaldı derseniz, işte o konuda haklısınız!  

MİKROFON ANILARI : OYNAR GİBİ GÖRÜNMEK

Bursaspor'da bazı futbolcuların yetersiz performansları can sıkmanın ötesinde artık sabırları taşırdı. Sadece seremonide fotoğraf çektiren, sonrada arazi olup sahada görünmeyen bu futbolcular geçmişte bizzat tanık olduğum bir anıyı hatırlattı.

2000 Nisan'ı... Erzurum'da 4-1 kaybedilen Bursaspor maçı...

Cemal Gürsel Stadı'nda yayın kulübesi olmadığı için karşılaşmayı saha kenarına kurulan portatif bir podyumdan anlatıyorum. Teknik Direktör Yılmaz Vural'ın kendini nasıl paraladığını görüyor, haykırışlarına kulak veriyorum. Baliç'e karşılık F.Bahçe alt yapısından alınan genç Tayfun Seven yaptığı hatalarla hocayı çıldırtıyor. Vural'ın kişiliği malum, ne kadar kızsa da gönül kırmaz, fırçayı espirili basar. Devre bitti oyuncular soyunma odasına yöneldi, hoca seslendi:

-'Tayfun, oğlum hazırlan ikinci yarı oyuna giriyorsun.'
Genç oyuncu büyük bir şaşkınlıkla cevap verdi:
-'Ama hocam ben zaten oynuyorum.'
Vural anında bombayı patlattı:
-'Öyle mi? Hay Allah ben hiç fark etmemişim!'
61. Dakikada Tayfun oyundan alındı.

Dağ gibi başkan nasıl gitti?
Trabzonspor'da Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu koltuktan düştü. Peki neden? Gelin şimdi başkanın camiaya verdiği bazı sözlerle soruya yanıt arayalım.

-'Ben başkan olduğumda Aziz Yıldırım o koltukta oturamayacak.'
Söz konusu kişi hâlâ Fenerbahçe Başkanı...

-'Bu kulübün başkanı Olcan'ı satmayacağız diyorsa fazla söze gerek var mı?'
2 ay sonra Olcan Galatasaray'la sözleşme imzaladı.

-'Özümüze dönüp takımı bizim çocuklara emanet edeceğiz.'
Tolunay, Mustafa Akçay, Hami, Ünal Karaman, FatihTekke geldi ve gitti.

-'2010-11 şampiyonluk kupası, 1 ay içinde Trabzon'a gelecek'
Kupa Fenerbahçe müzesinde duruyor. 

-'Ben olduğum sürece Mustafa Yumlu bu kulüpte forma giyemez'
Yumlu sezon başı takıma katıldı, hatta kaptanlık bile yaptı.

-'Tolga'nın Beşiktaş konusu kapanmıştır satmıyoruz'
10 gün sonra Tolga Zengin Beşiktaş'a gitti.