Bu utanç yetmez mi?

Mustafa ÖZKESKİN 09 Ekim 2017 Pazartesi, 09:03

 

Ulusal takımın İzlanda faciası sonrası ortalık toz duman... Feryat, figan, isyan gırla gidiyor... İyi güzel de 2002'den beri Dünya Kupası'na gidemediğimize göre neden böyle oluyor?  

Bir bardak suda koparılan fırtına değil bu. Buz dağının görülen yüzüne bakanlar aldanır çünkü gerçekler çok derinde yatıyor!Dünyanın en geniş genetik haritasına sahip olduğu halde Cengiz Ünder'den başka bir tek evrensel futbolcuyu son on yıl içinde yetiştiremeyen, 20 bini aşkın lisanslı teknik adamına rağmen bir ülke kurtarıcı olarak Mircea Lucescu'ya sarılıyor...  Yıllık 2,5 milyon avro ücret ile 72 yaşında bir adama! Gerçekten de Lucescu Türk futbolunun ne durumda olduğunu, futbolumuzu yönetenlerin başta ulusal takım olmak üzere futbolumuzu hangi konuma getirdiklerinin en belirgin örneğidir. Bu ayıp Yıldırım Demirören ve ekibine yeter de artar bile! Doğaldır ki yaptığı yanlışlıklardan alınmak, utanmak gibi duygulara sahip olunabiliniyorsa...                                                          XXX                                                        

Ulusal takımın kaptanı iken yaşı babasından büyük bir gazeteciye saldıran, hemen arkasından da o gün görevde olan teknik adama ve federasyon başkanına üstü örtülü de olsa küfürler eden, bir daha 'milli formayı giymeyeceğini' deklare eden bir futbolcu yalvar yakar geri getiriliyor.                                                        

Türklerin Oğuz Kağan'dan bu yana en büyük değeri olan 'Al'ı kirleten bir adam hesap sorulması gerekirken federasyon ve teknik patron aracılığıyla ödüllendiriliyor!

Biz Türk halkı olarak bayrağımızın, dolayısıyla formamızın al renginin turkuaz ile değiştirilmesine bile karşı çıkarken, o futbolcunun kirlettiği o formayı giymeye bir daha hakkı olmamalıydı. Milli takım yenilmiş elenmiş, bir ulusun rüyaları sona ermiş, 'şerefli mağlubiyetler' masalı ile yıllarca uyutulmuş bu ülke insanı için hiç önemli değil. Çünkü biz her yıkımı sineye çekmesini bilen bir ülkeyiz. Ancak değerlerimizden, kimliğimizden asla ödün vermeyiz!                                                                                                                                                     

Bu bağlamda bizim değerlerimiz, ulusal takıma bakış ve yaklaşımımız Lucescu'yu çok da ilgilendirmiyor artık. Romen teknik adam emekliliği döneminde son bir vurgun için Türkiye'ye gelmiştir. Ne yazık ki öncelikli görevi başarılı olmak değil kirlenmiş ulusal formayı temizlemek ve Türk insanının öne eğilen başını kaldırmak olan Futbol Federasyonu böyle bir rezalete çanak tutmuştur!                                                                                                                                                                                                                                                    Bir örnekle bitirelim...    İngiliz ulusal takımının tarihindeki ilk yabancı teknik adam İsveçli Swen-Goran Eriksson göreve geldiğinde, Daily Mail yazarı Jeff Powell, Eriksson'un göreve getirilmesini İngiltere'nin ulusal gururuna yönelik bir hakaret olarak yorumlayıp oldukça çarpıcı şu anlatım ile kınar: 'Futbolun doğduğu ve de beşiği olan bu topraklar bu utancı da gördü. Yer yarılsa da içine girsek...'   Peki; biz nereye gireceğiz?..