Buyur koltuğa sen otur!

Mustafa ÖZKESKİN 09 Ekim 2018 Salı, 05:57

İbrahim Üzülmez (Ç.Rize), Saffet Susiç (Akhisar), Mehmet Altıparmak'ın (B.Erzurum) ardından geride kalan haftada Kasımpaşa da hocası Kemal Özdeş ile sessiz sedasız vedalaşıverdi!

Böylece 7 haftada ligimizde kulüplerin kapı önüne koyduğu teknik direktör sayısı dörde ulaştı. Geçen sezon 9 haftalık süreçte gönderilen hocası sayısı 9 olduğu göz önüne alınırsa teknik adam kıyımında kulüp başkanlarında insaf/sabır/mantık/vicdan/tolerans gibi kavramların biraz daha ağır bastığını(!) söyleyebiliriz...

Teknik direktör olabilmeniz içinse epey uğraşmanız gerekli?

En kısa özeti; lise ya da dengi okuldan mezun olmanız şart. İlk adım Futbol Federasyonu'nun açacağı kursa katılıp B lisansını almak. Ardından daha zorlu kurs sürecini tamamlayıp A lisansını alıyorsunuz.

İş bununla bitse iyi!..

Daha sırada 'Pro' lisans var.

Atlamış olmayalım, bir de işin içinde teknik direktörlük kursu var, o da araya sıkışıversin!

Sokak dilinde bir deyiş var ya 'Yok böyle bir şey' aynı enlemde; yok böyle bir şey?

Ne yazık ki ülkemizde kulüp başkanları abalı yerine teknik direktörlere çok kolayca vurmaktalar!

Kulüpler, 'serbest meslek erbabı' başkanlar için reklam ve hobi işlevi mi görür?

Keyfi olarak görevini noktaladığınız teknik direktöre verdiğiniz sözleri tuttunuz mu?

Futbolcuların biriken alacaklarını ödediniz mi?

Kulüpteki emekçilerin maaşlarını zamanında verdiniz mi?

Maalesef başkanların iki dudağı arasındadır teknik adamların kaderi bizim ülkemizde.

80 milyonluk nüfusunda futboldan iyi anlayan 20 milyon teknik direktör (!) bulunduğunu düşünürseniz işin vahametini daha iyi anlarsınız...

Peki, Avrupa'da durum nasıl?

İngiltere'den bir örnekle bitirelim...

Aston Villa'yı çalıştırdığı dönemde rekor bir transferle Valencia'dan alınan Fenerbahçeli Soldado'nun yerine Başakşehirli Adebayor'un yanında şimdinin dünya starı Harry Kane'i oynatarak eleştiri yağmuruna tutulan ünlü hoca Tim Sherwood olayın kahramanı...

Tottenham'ın başındayken sezon boyunca evindeki maçlarda, yedek kulübesinin arkasından kombine kart almış bir taraftarın ağır baskısını yaşamış ünlü teknik adam. Taraftar, Sherwood'a sürekli olarak hangi oyuncuyu oyuna alması, kimi çıkartması, oyunu nasıl yönlendirmesi konusunda fikir verip duruyormuş!

Aston Villa ile oynanan bir maçta taraftarın sürekli laf edip işine karışmasından yaka silken Tim Sherwood, maçın son dakikasında taraftarı sahaya davet edip 'O kadar biliyorsan gel buraya' der! Taraftar da pişkinlikle sahaya inip hocanın yedek kulübesindeki koltuğunda 20 saniye oturur sonra da teşekkür edip yerine döner.

Maç sonrası Sherwood, olayı soran muhabire şöyle cevap verir:

"Futbolu çok iyi biliyordu, ben de bir şans vermek istedim!"

Mesajın ana fikrine gelince...

Bir şeyi söylemenin bir kavga-gürültü yolu vardır, bir de hoş-kırmadan...

Sherwood, ikincisini tercih etmiş.

Hani 'Biz ne zaman adam oluruz' derler ya...

Başkanlar ve teknik adamlarımız İngiliz hocanın nezaketini/inceliğini/duyarlılığını sergilediği gün!