Ceddin deden neslin baban

Mustafa ÖZKESKİN 10 Nisan 2015 Cuma, 07:00
  Maçlar öncesinde statlarda İstiklal Marşı söylenmesine alıştık artık. Öyle ki daha anons yapılmadan tribünler ayağa kalkıp hazır ola geçiyor..Şimdilerde de mehter marşı modası başladı. Ankara'nın PTT 1. Lig'deki temsilcisi Osmanlıspor'un öncülüğündeki bu görsel şov dalga dalga diğer kentlere yayılırken geçen hafta Atatürk Stadı'ndaki Bursaspor-Erciyes karşılaşmasında sahne aldı. Durup dururken nereden çıktı bu moda? Maçlarda mehter marşı çalmanın anlamı ne ki? **** Düşüncem o dur ki; milletçe en büyük kozumuz gaza gelmek! Birileri, günümüz konjonktüründe milliyetçiliğe gaz vermenin uygun olacağını düşünmüş olmalı herhalde. Futbolu huzurlu ortamda oynamanın yolu ise gaza gelmekten ve fanatizmden uzak durup kardeşlik ve saygı olgusunu hiçbir koşulda elden bırakmamaktan geçiyor. Mehter marşıyla hiçbir yere varılamaz ama kardeşlik ve saygı sayesinde sadece futbolda değil, hayatın her alanında beklentilerimizi, umutlarımızı, hayallerimizi gerçeğe dönüştürebiliriz. Saygı denen kavram çok önemli..   ****                                                             Mesela Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Teknik Direktör İsmail Kartal ile Bursa'da kulübün alt yapı okulundaki minik futbolcuları ziyaret ediyor. Çevresini saran çocuklara Kartal'ı göstererek önce 'Bu kim', ardından da 'Ne iş yapar' diye soruyor. Böylesi kaba bir yaklaşımla hocasının saygınlığını zedeleyeceğini hiç düşünmüyor bile. 'Bu abinizi tanıdınız mı' diye sormak aklına gelmiyor. Galatasaray yöneticisi Abdurrahim Albayrak ' 4. Yıldız kesin takacağız' derken Beşiktaş Başkanı Fikret Orman'da camiasına 'Şampiyon biz olacağız' mesajı gönderiyor. Bu söylemler rakipleri hiç sayan birer saygısızlık örneği değil mi? Taraftara şirin gözükmek adına rakipleri küçük görmek anlamına gelmiyor mu? Böylesine iddialı söylemlerin muhtemel bir başarısızlıkta üzücü olaylara neden olacağını düşünmüyorlar, ya da işlerine öyle geliyor. MİKROFON ANILARI Anılar, sözcüklerde ve sohbetlerde kaldığında unutulmaya mahkûmdur. İstemedim unutulmalarını o anıların ve dinlerken ya da okurken gülümseyen insanların.  300 dolayında canlı veya banttan maç yayınını üstlenmiş biri olarak mikrofonla, ekranla içli-dışlı yaşadım. İşte bu köşe o yıllardan süzülmüş bir anılar demeti olacak.. Umarım birazcık gülümsersiniz.  BU GOL SAYILMAZ BURSASPOR'un ikinci ligde kahır dönemi. Elazığ deplasmanı sonrası erteleme maçı için Mardin'e geçtik..Ligde zor günler geçiren Mardinspor'un başında bir dönem Bursa'da da çalışan Ahmet Akcan var. 5.700 kapasiteli 21 Kasım Stadı'nda maçı anlatacağımız yere asma bir merdivenle çıkılıyordu. Tavana yapıştırılmış tahta ızgaraların üstünde tenekeden bir kulübe..Bugünün FIFA kokartlı hakemi Çağatay Şahan'ın penaltı kararı sonrası Can Pulat'ın golüyle ev sahibi ekip 1-0 önde götürüyor maçı..Bütün stat ayakta, coşku dorukta..  Dakika 88..Frasineanu'nun kornerinde Serdar Topraktepe kafayı çakıyor; 1-1.. Stat bir anda sessizliğe bürünüyor, çıt yok! Kulübenin kapısı  'Tak tak tak' diye vuruldu. Bir elimde mikrofon zar zor açtım.. Karşımda kapıya silahın kabzasıyla vuran bir Mardinspor taraftarı! 'Maçı sen mi anlatıysın?' dedi. 'Evet' dedim ben anlatıyorum. 'Mardin 1-0 galip diyesin; o gölü saymıyoruz' dedi. Can havliyle kapıyı kapattım.. Olayı fark eden polisler merdivenlerden çıkıp, bize 1-1'lik maçta 1-0 galip olduklarını söyletmek isteyen Mardinli kardeşimizi aşağı indirirken, skoru söylemeden apar topar yayını kapattık. NE TESADÜF AMA? Spor adına bir tek futbol bilen, onu da spor olmaktan çıkarmış, 'seyirci' olmuş, en çok 10 kişiye bir polis düşen maçları içine sindirmiş, yetmemiş seyirlik işi takımı taşıyan otobüsü kurşunla devirme eğlencesi haline getirmiş bir taraftar zümresi yarattık. Yıllardır 'Polis dışarı' sloganlarıyla statları çınlatanların şiddet yasası ile hedefe ulaştıkları malum. Şimdi ne diyorlar; 'Özel Güvenlik ile olmaz bu iş..' Yani polis geri dönsün! Neden? Provokatörler var.. Fenerbahçe kafilesini kurşunladığı iddia edilen zanlılar serbest bırakılmış.. Peki kim yaptı? Provokatörler! Ne menen şeyse bu provokatörler, hiçbir zaman tanınmıyor ve belirlenemiyor..Küçük bir ayrıntı ile bitirelim..Ligleri tatil ettirecek kadar sıkıntı yaratan bu saldırının 'Polis Haftası' kutlamalarına denk gelmesi ne tesadüf değil mi?