Düşenin dostu olmaz

Mustafa ÖZKESKİN 14 Haziran 2017 Çarşamba, 06:41

Başkan Ali Ay'ın Bursaspor'da işbaşı yaptığı günden bu yana kulübün ekonomik sorunlarıyla boğuştuğu malum. Başkanın özelde, genelde yaptığı her söyleşinin satır aralarına sıkıştırdığı 'borç kavramı' camiada bıkkınlık yaratsa da, bu konudaki sorun yumağını da görmezden gelemeyiz.

Borcun miktarı, kimin nasıl ve ne zaman yaptığı, sorumluların yanına kâr kalıp kalmadığı taraftarı ilgilendirmez. Bu paradoksun çözümü öncelikle genel kurulun, ardından seçimle iş başına gelen yönetimin tasarrufundadır.

Elinizde belge, bilgi, doküman ve benzeri resmi ayrıntılar içeren doneler varsa izlenecek yol bellidir.

Anladığımız kadarıyla mevcut yönetimin özellikle mali konularda son derece yetenekli uzman yöneticisi Fatih Pulat'ı aşmış olmalı ki çabalar yetersiz kalmış ya da bilemediğimiz olağanüstü koşullar çözümsüzlükte rol oynamıştır.

Ali Ay dönemini askıya alırsak, 2010'da şampiyon olmuş, kasası dolmuş bir kulübün 5 yıl gibi kısa bir süreçte sıfırı tüketip, bol sıfırlı borç batağına batması üniversitelerin iktisat ve spor bölümleri için araştırılması gereken ideal bir tez konusudur.

Mesela;  Bursaspor ile benzeşen birçok yanı olan Olympique Lyon Fransız Lig 1'e 1989'a yükseldiğinde 10 milyon avro gelir, 20 milyon avro bütçesi ile sıradan bir takımdı. Ancak istikrarlı ve disiplinli gidiş, O.Lyon'u on sene içinde Fransız Lig'inin efendisi yaparken, Avrupa'nın da en elit kulüpleri arasına soktu. Fransız kulübü üst üste yedi kez Lig 1'i kazanırken gelirini 155, bütçesini de 225 milyon avroya çıkarttı... O zamanlar O.Lyon'un ilk şampiyonluğuna dudak bükenler, bugün başarısını alkışlıyor, takdir ediyor.

Bursa; yılık 35 milyar dolarlık üretimiyle Gayri Safi Milli Hasıla'ya (GSMH) en büyük katkıyı sağlayan beş büyük kentten birisi. Nüfusu 3 milyonu aşkın bu kentin kişi başına düşen gelir yaklaşık 10 bin dolar civarında. 450 bin civarında bir istihdam yaratan kentte 47 bine yakın işletme faaliyet gösteriyor. Bursa'nın yıllık ihracatı 19 milyar dolar düzeyinde. Okuma yazma oranı en yüksek kentlerden birisi. Aynı zamanda ülkemizin en büyük iki otomotiv firması Bursa'da faaliyet gösteriyor. Yine kış turizminde en fazla gelir yaratan Uludağ bu il sınırları içinde. Bu verileri dikkate aldığımızda Bursaspor'un çevre faktörlerinden yeterince yararlanamadığını, iktisadi-mali ve demografik potansiyeli işleyemediğini gözlemliyoruz.

Üniversitesinden, sivil toplum kuruluşlarına uluslar arası tanınır bilinir onca uzmanı barındıran Bursa'da bu sorun neden sorgulanmaz?

 2009-10'da taktığı şampiyon apoletiyle Anadolu takımları için uyanış hareketinin öncüsü sıfatıyla tarihi bir misyon üstlenen bir kulüp böylesine kısa bir süreçte nasıl olur da küme düşmenin favori adayı olarak iğneli fıçının içine düşer?

 Sportif performans bir sonuçtur. O performansın getirisiyle kartvizitinize 'Süper Lig'in En Büyüğü' yazdırabilirsiniz.

Evet; şampiyon olmak çok zordur.

Ancak şampiyon olarak kalmak çok daha zordur.

Eğer siz şampiyon takımdan 39 puan geride ligi bitiriyorsanız...

Geçmişten ders alıp, her şeye sil baştan başlayarak kendinizi yukarılara fırlatmalısınız...

Unutmayın; düşenin dostu olmaz.