'Emrin olur beyim!'

Mustafa ÖZKESKİN 03 Mayıs 2016 Salı, 08:41

Galatasaray maçı sonrası gazetelerde satır arasına sıkışıp kalan dolayısıyla pek de önemsenmeyen minik bir haber vardı.

"Karşılaşma sonrası soyunma odasına yönelen Hamza Hamzaoğlu'na 'Hocam gençleri oynat artık' diye seslenen bir seyirciye tecrübeli teknik adam 'emrin olur' diye yanıt verdi."

Gelin şimdi;  Portekiz'i kırk yılı aşkın demir yumruğu ile yönetmiş diktatör Salazar'ın ünlü sözünden yola çıkıp biraz felsefe yaparak konuyu girişteki ayrıntıya bağlayalım. Salazar'a bu kadar uzun süre, çok az dirençle karşılaşarak Portekiz'i nasıl yönettiğini sormuşlar; o da gülüp omuz silkmiş.

'Üç F sayesinde' demiş, 'Fado, fiesta, futbol...' 
Fado bizim bol acılı arabesk müziğin Portekiz'deki karşılığı. 2. Dünya Savaşı'nın yıkımı sonrası işsiz, aşsız, yoksul ve de geleceksiz kalan Portekizliler ülkelerinin Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Müslim Baba'larını dinleyip gözyaşı dökmüş, belki de kendilerini jiletleyip bir süreliğine rahatlamış olsa gerek!

Xxx

Fiesta da malum: Şenlik-festival... 

Salazar'ın halkı bu tür etkinliklerde dans edip, zilzurna sarhoş olup coşarak yoksulluklarını, acılarını yine bir süreliğine unutmuşlar. Fado ile fiestanın yetmediği sıkıntılarda ise devreye 'futbol' girmiş.

Portekiz halkı cumartesi, pazar stadyumlara doluşup, tribünlerde bağırıp çağırıp daha da rahatlamış, oyalanmış ve Salazar da 'bu üçlü kavram' sayesinde iktidar koltuğunda kırk yıl sefa sürmüş... Buraya kadar olan bildik bir hikâye.

Salazar öleli (1968) neredeyse yarım asır oldu, Portekiz'de fado, Türkiye'de arabesk hâlâ çok revaçta. Fiesta yani şenlik, festival her iki ülkede eksilmek bir yana artarak sürüyor. Mesela, Bursa'da ahududu (Cumalıkızık), leylek (Eskikaraağaç), uçurtma (Gölyazı), çilek ya da kiraz (Dağ köyleri) gibi benzeri şenliklere her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Ama ülkemizde asıl gelişme ve değişme 'Üçüncü F'de yani futbolda...

XXX

Bu ülke insanını, hafta sonu tribüne oturup tuttuğu takım için bağırıp çağırmak kesmiyor artık. Onlar haftada yedi gün, günde yirmi dört saat futbolla yatıp, futbolla kalkıyorlar. Her gün gencecik fidanlar "terör kurbanı" sıfatıyla şehit olup ebediyete göçüyor...

İşsizlik almış başını gidiyor... Dolar, altın çıldırmış uçuyor... Sınırlarımızı saran hainler ektikleri din-mezhep nifak tohumlarıyla koca bir ülkeyi parçalamaya çalışıyor... Ekmek aslanın ağzında değil artık, daha derinde...

Kimin umuru?

Varsa futbol, yoksa futbol... Beşiktaş mı şampiyon olur, yoksa Fenerbahçe mi?

Şöyle bir çevrenize bakın, çarşıya, pazara, kahveye çıkın ya da bindiğiniz otobüste konuşulanlara kulak kabartın... 'Kim şampiyon olur'un dışında başka bir şey duyamazsınız...

Çünkü bu ülkede herkesin en iyi bildiği şey futbol! Bu ülkede tam 75 milyon teknik direktör var... Kazanmaları halinde göklere çıkarılan, kaybetmeleri durumunda yerden yere vurulan Şenol Güneş ile Vitor Pereira'nın yanında Hamza Hamzaoğlu kim ki? Tribünden hocaya 'onu oynat, bunu oynatma' diye akıl veren o futbol ulemasından daha çok bilecek değil ya!

Sanırım sevgili hocamız işte bunun için 'Olur beyim emrin olur' demiştir.