GENEL KAPTANDAN SPORTİF DİREKTÖRE

Mustafa ÖZKESKİN 24 Ağustos 2018 Cuma, 06:15

KONTRA

'Sportif Direktör' kavramı artık Avrupa'da kulüplerin olmazsa olmazı... Nasıl ki çağdaş/modern/ yenilikçi kurumlar bugün 'CEO'lar tarafından yönetiliyorsa futbolda da geniş yetkilerle donanmış Sportif Direktörler de aynı işlevi görüyorlar.

Ne yazık ki Türkiye bu unvan konusunda çok geri kaldı. Aslında, zamansız, gereksiz unvanları gündeme getirip tartışma yaratmakta üstümüze yok! Sportif Direktörlük Fenerbahçe'de Aykut Kocaman ile başladı, sonrasında Fatih Terim bir aşama daha yukarı sıçratarak 'Türkiye Futbol Direktörü' oldu. Dünya üzerinde böylesine saçma bir unvanı bizden başkası icat edemezdi herhalde! Oysa Kocaman'ın sportif direktörlüğü, o dönem görevdeki teknik direktör Daum'un üzerinde bir baskı oluşturmak ya da olabilecek bir başarısızlıktan sonra Kocaman'ı takımın başına getirmek için ortaya konan bir oyundu.

Nitekim Benfica ve Yeni Malatya yenilgileri sonrası Fenerbahçe medyası teknik direktör Cocu'yu değil Sportif Direktör Damien Comolli'yi eleştiriyor bugünlerde...

Takımlarımızda görev yapacak olan direktörlerin önüne "sportif" ya da "futbol" sözcüklerini koymak karmaşa yaratmaktan başka bir işe yaramaz! Zaten güçlü teknik direktörler, direktörlük görevine getirilecek insanları ya kabul etmiyor ya da görevleri yönetimsel işlerle sınırlı kalıyor.

Sözgelimi; Fatih Terim/Şenol Güneş/Ersun Yanal/Mustafa Denizli gibi ve de benzeri teknik adamların tepelerine Demokles'in Kılıcı'nı koymak mümkün mü?

Mesela Samet Aybaba Bursaspor'da Mustafa Er'in varlığına ne kadar dayanabildi? 'Bizim çocuk Mustafa'nın görevi Aybaba tarafından sınırlanınca o da bıraktı gitti!

Aslında ülke futbolu olarak 'Sportif Direktör' kimliğine hiç de yabancı değiliz... Bu unvan bir zamanların 'Genel Kaptan'lık uygulamasının bugünkü adı...

Öyle ki Genel Kaptan'ın müthiş yetkileri vardı zamanında. Osman Aktan/Rahmi Okyar/Semih Sevilen/Osman Sinkiler/Can Gengörü ve Cavit Çağlar gibi kaptanlar kulübü adeta tek başlarında ellerinde tutarlardı... Transfer başta olmak üzere her türlü yönetimsel sorunları çözerler, teknik direktör ve futbolcular ile yönetim arasındaki köprü görevini yaparlardı. Öyle ki aralarında teknik adamın görevine son verenleri biliyoruz!

Beşiktaş'ta Baba Hakkı (Yeten), Fenerbahçe'de Halit Deringör ve Galatasaray'da Baba Gündüz (Kılıç) Türk futbolunun tarihe geçmiş unutulmaz kaptanlarıdır...

Günümüzde kartvizitinde 'Sportif Direktör' yazan tartışmasız bu unvanın 1 numaralı ismi 'Monchi' dir... Sattıkları/aldıkları/buldukları ile 'transfer sihirbazı' diye nitelenen İspanyol bilge Sevilla'ya tarihinin en görkemli günlerini yaşattıktan sonra şimdi Roma için çalışıyor.

Adriano, Keita, Cacares, Sergie Ramos, Rakitiç, Jesus Navas, Dani Alves gibi nice isimleri keşfedip vitrine koyan Monchi son olarak Cengiz Ünder'i İtalya'ya götürüp dünyaya tanıttı...

Önerilen bir futbolcuyu 16 kişilik 'scout' ekibiyle en az 10 kez izlediğini açıklayan Monchi'nin sözleriyle noktalayalım yazımızı...

"Bir futbolcuyu yüz yüze görüşmeden transfer etmem. Onlarla ofisimde görüşürüm ve görüşmenin son kısmında hayat ile alakalı 10 tane soru sorarım, bir test gibi. Sonuca göre kararımı veririm..."