HEM AYKIRI HEM BİLGE!

Mustafa ÖZKESKİN 08 Kasım 2017 Çarşamba, 06:13

Aykut Kocaman ve Şenol Güneş...

Yıllardır olduğu gibi bugünlerde yine çok konuşulan iki teknik adam. Başarıları, başaramadıkları, söylemleri, kişilikleri, karakter yapıları, maç sonu yorumlarıyla hep tartışma yaratan aykırı iki hoca...

Son Osmanlı beraberliği sonrası 'Taraftarımız rahat olsun, gerekeni yapacağım' açıklamasının ardından bu satırların kaleme alındığı sürece kadar henüz 'gereğini yapmayan' Aykut Kocaman'ın eyleme geçmeyen ilk söylemi değil bu!..

2005'teki Konya-Fener maçı sonrası da benzer bir değerlendirme ile zihinleri bulandırmıştı. Anelka'nın smaçla gol attığı, Konyaspor'un hocası sıfatıyla oyuncularına 'Teknik direktörlüğü bırakıyorum' açıklamasını yaptığı maçı meraklıları mutlaka hatırlayacaktır!

 

Ve Şenol Güneş...

Son Göztepe galibiyetinin ardından durduk yerde 'Yanıma hoca arıyorlar, yerime hoca arasınlar!' mesajı ile yönetime buz gibi bir göndermede bulunan tecrübeli hoca yine yaptı yapacağını!

Duruşundan, bakışlarından yansıyan duygu hep aynı:

Soğukkanlı bir endişe!

Endişe; Farsçada sadece kaygılanmak değil, düşünmek demek aynı zamanda...  Kocaman ve Güneş...

Futbol âleminde ender bulunan dil ustaları. Daima anlaşılmama ihtimalini gözeterek temkinli konuşuyorlar. Sözlerinin içinde demeç resmiyeti yok ama birilerine mutlak mesaj yolluyorlar.

Mesela Şenol Güneş'in Antalya'daki TFF seminerinde yaptığı ve beni çok etkileyen o konuşma, geleceğe kalacak bir kültür değeri:

"Eskiden futbolu açlar oynar toklar seyrederdi, şimdi toklar oynuyor açlar seyrediyor."

Kocaman'a umutla bakanlar, onun yüzündeki oligarşik kibrinin ve militan sükûnetinin kaybolacağını umutla beklediler ama nafile!

Huylu huyundan vazgeçmezmiş...

Aynen öyle!

Birbirine çok benzer birer 'bilge adam' mizaçlı bu iki kimliği ayıran nokta:

Gol anları...

Aykut Hoca'nın, yumruğunu sıkarak elini havaya kaldırmanın dışında gol sevinçlerinde güldüğü bile pek nadirdir!

Zıplamaz, sarılmaz, takla atmaz, kulübeye tekme atmaz!

Ondan 12 yaş büyük olan Şenol Güneş'i ise neredeyse çocuksu bir neşeyle zıplarken, sahaya dalmış taraftar gibi oyuncularına koşarken görebilirsiniz. Hiç unutmadığımız o sahne:

2002 Dünya Kupası'nda, Türkiye'nin yarı finale çıktığı Senegal maçından sonra, sevinç içinde sahaya koşan Şenol Güneş.

Birilerine yumruk sıkmayan, halis bir sevinç duygusu...

Ganimet narası değil şen kahkaha...