HOŞ VE BOŞ KONUŞMA SANATI!

Mustafa ÖZKESKİN 11 Eylül 2018 Salı, 06:27

Araştırmalara göre ağustos ayında 'medyada en çok yer alan' kulüp başkanları sıralamasında Ali Ay, Fikret Orman ve Mustafa Cengiz'in ardından 3. basamakta yer almış...

Gazetecilik literatüründe 'medyada yer almanın' karşılığı, söylemleri ve eylemleri ile en çok konuşan ya da konuşulan kişi demektir... Yani bir değer söyleyişle başkanlık, 'hoş ve boş konuşma' sanatı mıdır acaba?

Peki; Bursaspor'un sayın başkanı neler söylemiş de bu unvan kendisine layık görülmüş?

Şöyle satırbaşları ile mini bir derleme sunalım.

- 'Biz hayal satmıyoruz. İçi boş vaatler yerine projeler üretiyoruz...'

- '65 bin liralık borç için ihtar geldiği doğru, haciz olayı fazla abartıldı...'

- 'Sow'un transferinde hata yaptığımızı düşünüyorum...'

-'Harun'un ucuz bir bedelle gittiği doğru ama elimden bir şey gelmezdi...'

-'Grosicki ve menajerleri ahlâksızlık yaptı...'

-'Stadın isim hakkı için sponsorlarla anlaşmak üzereyiz...'

-'Estoril'den Adriana Lima'yı bir yıllığına kiraladık...'

-'Satmadan oyuncu alamayız. Bütçemiz kısıtlı...'

-' İki yıldız oyuncuyu her an kadroya katabiliriz...'

Bunlar sayın başkanın söylemlerinden sadece bir bölümü. Hepsini toparlamaya ne yerimiz yeter ne de okumak için sizlerin sabrı!

Ve geliyoruz ipin incelip koptuğu yere!

Geçen 30 Ağustos tarihinde medyada manşetleri süsleyen habere...

'Yeni transferlerin tanıtım töreninde taraftarın büyük tepkisi ile karşılaşan Başkan Ali Ay töreni yarıda bırakıp alandan uzaklaştı!'

Şu gerçeğin altını çizelim artık... Müthiş bir özveri ve iyi niyetle göreve gelen Bursaspor Başkanı eylemleri ve söylemleri ile kırık notlar almaya devam ediyor. Koltuğa oturduğu ilk dönemde ümit veren 'bir Bursaspor Başkanı portresi' yazdığım sevgili dostum Ali Ay, bugünlere gelindiğinde Özlüce'yi takip eden haberci dostlarımın verdiği bilgilerin eşliğinde, TV ekranlarına bakarak, spor sayfalarına göz atarak yaptığım değerlendirmede, 'sınıfta kalacak notlar alıyor', hem de art arda!..

Aslında ülke futbolunun başkanlar tablosundan bir ayrıntı Sayın Ali Ay... Sahne hiç değişmiyor; "Ben anlamam, bu işi anlayanlar yapacak" diye diye başkan olan, bir bakıyorsunuz, "3-5 ay geçmeden o işin allamesi olduğunu zannediyor" ve "hükmetmeye başlıyor!"

'İshal-i kelam' hastalığına hemen yakalandığını gösteren; her önüne çıkan kameraya, mikrofona konuşmaya başlayan, 'ekranların gazete manşetlerinin büyüsüne kapılarak' İstanbullu başkanlara özendiği belli olan Sayın Ay'ın onca uyarıları ve de danışmanlarını dinlemediği açık ve net...

Tekstil fabrikası yönetmekle, kulüp yönetmenin çok başka bir şey olduğunun hâlâ farkına varamadığı anlaşılan sayın başkana ne diyebiliriz ki?