İşkence gibi!

Mustafa ÖZKESKİN 01 Ağustos 2016 Pazartesi, 07:05

Avusturya kampındaki 4 hazırlık maçını iki galibiyet iki yenilgiyle kapatan Bursaspor, yurtdışı çalışma sürecini noktalayarak kente döndü. Hiç şüphe yok ki, bu formalite maçları, ekran başında izleyen Yeşil Beyaz sevdalılarına işkence gibi gelmiştir. Özellikle 3-0 kaybedilen son Darmstad (Bundesliga'ya yeni yükseldi) maçında olduğu gibi tempo yok, hırs yok, heyecan yok, kalite hiç yok... İzlenimimiz odur ki; futbolcular sanki 'Bir an önce şu maç bitse de Bursa'ya dönsek' moduna girmişlerdi!

Hiç şüphe yok ki, hazırlık maçlarında rakiplerin tribün deyimiyle 'kofti' takımlar olması can sıkıcı. Galibiyete sevinemiyorsun, yenilgiye üzülemiyorsun. Kaybedilen maçları 'bizimkiler rakibi ciddiye almayıp sıkmadı' tesellisiyle savuşturuyorsun.

Mesela, 2000'li yılların başında 'Rüya Yönetim' dönemindeki Almanya kampını hatırlıyorum da...

XXX

Jörg Berger komutasındaki Timsah, göbekler önde, popolar geride ak saçlı itfaiyeci, elektrikçi, fırıncı, tesisatçı, marangoz gibi meslek sahiplerinden oluşan kıytırık kasaba takımları ile maç yapar, Bursaspor'u izlemeye gelen bir avuç gurbetçi de alkış tutardı.

Keza, Samet Aybaba döneminde de, Cornerspor şirketi, Isparta (Davraz), Avusturya, Kartepe üçgeninde tur attırmıştı Timsah'a...

Peki niçin?

Teknik için, taktik için, uyum için değil, 'Organizatör' için!

Cepten çıkan kamp masraflarını kurtarmak adına, Timsah diyar diyar dolaştırılıp, panayır maçları yaptırılırdı. Sözgelimi Bursaspor'un 2-1 üstünlüğüyle biten Avusturya Bölgesel Ligi temsilcisi Vorwarts Steyr karşılaşması kamp yapılan otelin 60 kilometre ötesinde gerçekleşti. Gidiş-dönüş tam 2,5 saatlik bir süreç! Futbolcu için tam bir eziyet!

XXX

Şüphesiz sadece Bursaspor değil, her kulüp aynı yoldan geçiyor. Günün ekonomik şartları bunu gerektiriyor... Yani bir kulüp için 'elde bavul seyyah olmadan' kamp yapmak neredeyse imkânsız artık.

Ne var ki, adına futbol denilen bu oyunda eğer bir hedefin varsa kendinden daha iyi bir rakiple oynaman şarttır. Bu günümüzün spor dünyasında, futbol âleminde, hatta siyasi arenada tümüyle geçerli bir düsturdur.

Veee...

Tabii ki, 'en büyük düşman bakacağın en son yerde saklanır' sözünü milattan önce 75 yılında sarf eden Julius Sezar'ın dediği gibi...
Kendinden daha iyi oynayanı yenebildiğinde, kendinden daha hızlı koşanı geçebildiğinde ve ondan daha yükseğe sıçrayabildiğinde ancak en iyisi sen olabilirsin...