Kafalar değişmeli!

Mustafa ÖZKESKİN 06 Nisan 2018 Cuma, 06:06

2009 Ekimi'nde Bursa'da oynanan Türkiye-Ermenistan milli maçı Türk futbolunun mihenk taşlarından biridir. İki ülkenin o dönemdeki cumhurbaşkanlarının da tribünden izlediği karşılaşma sadece spor değil uluslararası siyaset arenasında da büyük ilgi görmüş, gündem olmuştu...

Hafızası kuvvetli olanlar maçın Bursa'da oynanmasına karşı çıkan bir grup yazar-çizer-yorumcunun medyada yer alan haber ve görüşlerini hatırlayacaktır. Medyanın ünlü bir isminin 'Bursa garip ve tuhaf bir kent' başlığıyla kaleme aldığı yazısı doğrusu içimizi acıtmış, biz de dilimizin döndüğü kadarıyla kullanılan o talihsiz ifadeleri örneklerle çürütmeye çalışmıştık.

O yazıdan bir pasajı bugün bir kez daha paylaşalım sizlerle...

"Uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yapması mı? Her sokağında tarihi bir eser bulunuşu mu? Sırtını yasladığı beyaz cennet Uludağ'ın uluslararası nitelikte bir kayak merkezi oluşu mu? Kaplıcalar, hamamlar, tarihi hanlarla dolu olması, adının 'Yeşil Bursa'ya çıkması mı garip? Sanayisi, tekstili, turizmi, dev otomotiv endüstrisiyle dünyaya açılan pencere olması mı tuhaf?"

XXX

O safsata içiren köprünün altından çok sular aktı ama artık ortaya çok karmaşık, akıl sır ermeyen, nasıl çözüleceği bilinmeyen bir gerçek çıktı...

Garip ve tuhaf olan Bursa değil Bursaspor!

Bursaspor, futbolun sosyolojisi, psikolojisi, siyaseti için doktora tezi olur.

Oturup incelemeleri gerekir akademisyenlerin.

80'li yıllardan itibaren öz varlıkları ve öz evlatları ile zirvelere tırmanmış bir kulübün büyümeye çalışırken nasıl küçülebildiğini o zaman daha iyi anlarız belki! Bakın, çok uzun yıllar önce uluslararası birincilik kazanmış bir basın reklamını hatırlıyorum şimdi... Oto kiralama şirketi reklamıydı ve başlığında "Biz Birinci Değiliz" yazıyordu.

Hemen altında bir satır:

"Ama birinci olmak için daha özenli çalışıyoruz!"

XXX

Bursaspor şampiyonluk sonrası bir türlü "birinci olduğunu" kabul edemedi.

"Miş gibi" yaptı!

Yöntem değiştirip birincileri kopyaladı. Borçlandı, kızdı, kavgalara sürüklendi. Asıl amacını da öz varlıklarını da öz evlatlarını da ikinci plana itti. Bursaspor'un gidişi bir hoca, üç futbolcu ile hatta başkan ve yönetimle değişecek gibi değil.

Zihniyet değişikliği şart. Jargon diliyle 'Kafalar Değişmeli!'

Coşkuyu düşmanlıkla karıştıranları yeniden futbol sevgisine yönlendirecek bir yönetim.

Siyasetten medet ummayan bir yönetim.

Birinci olmadığını söylemekten çekinmeyen ama birinci olmak için futbola, insanına birincilerden çok daha fazla özen gösteren bir yönetim.

İnancım odur ki bir gün mutlaka olacak...