Kaza değil arıza!

Mustafa ÖZKESKİN 28 Kasım 2015 Cumartesi, 09:39

 

Futbolun kanı, canı seyirci... Ezelden beri söylüyoruz; seyircisiz maçların gazı kaçmış 'Uludağ' gazozundan farkı yok, tatsız ve de zevksiz. Bursa taraftarına ceza TFF'den, Bursaspor'a ceza felekten!  

Atatürk Stadı'ndaki ıssız ve sessiz dünkü gecede Timsah, tribün baskısı hissetmeyen Kayseri temsilcisi ile umutsuzca boğuşmaktaydı...  

İlk düdükle birlikte Sarı Kırmızı konuk ekip özellikle son kanattan vızır vızır giden Biseswar'la atak üstüne atak geliştiriyor, bir şeyler yapacağının ya da yaptıracağının sinyallerini veriyordu... 

Çok geçmeden de kornerden gelen topa altı pasta kule gibi yükselen Derley kafayı çakıyor, Harun çaresizce topu ağlardan çıkartmak zorunda kalıyordu: 0-1...                                                   

***

Geçen hafta göbekte oynayan Sivok-Şamil ikilisi yok, yerlerine Serdar ile Dany oynuyor ama hiç fark etmiyor!  Bu kaçıncı defans hatası gol?  

Gel gözüm seyreyleye!   

 O kadar kısa mesafeden vurulan kafa topunu çizgi üstünde seyreden kalecinin başını okşamak, rakibe o kadar rahat vurduran stoperlerin de kulağını çekmek lazım!  

Ancak işin asıl vahim tarafı tam 25 dakika Yeşil Beyazlı bir çift krampon bile Kayseri ceza sahasına ayak basmıyor anlayacağınız Timsah evinde göçebe görüntüsü veriyordu. Ne zaman ki Ertuğrul Hoca'nın öğrencileri hücumu hatırlıyor, topluca yapılan ilk rakip kale ziyaretinde de Dany'nin kafasıyla skor eşitleniyordu: 1-1...   

 Kritik bir süreçte tabelaya yazılan bu gol sayısı ev sahibine adeta 'gökten düşen nimet' gibi geliyor, o moralle de oyuna sarılan Bursaspor tempo artırıyor ama devre bitiyor.

****

İkinci yarı golle başlıyor, Zeki Yavru kazanılan serbest vuruşta 35 metreden topa öyle bir vuruyor ki, Tolunay Kafkas'a 'ohh', Ertuğrul Sağlam ise 'off' çektiriyordu:  1-2... Bundan sonrası al gülüm-ver gülüm, uçtu gitti 3 puan sevgili gönlüm...    Sözün bittiği yer burası mı acaba? Bir takım kazanır ya da kaybeder, olmadı eşitliğe razı gelir ama oynamadan kazanma olanağı yoktur ki! Haybeden mücadele edenlerin kaybeden olması kaçınılmazdır.

Selvi boylu Necid ile Tom Sutter dokunsalar devriliyor,  beleş serbest vuruş veya penaltı peşinde koşuyor... Josue ile Stoch sahada sadece formalarını gezdiriyor... Ortadaki Hosogai-Bekir çifti 'pamuk çuvalı' gibi ağırlıksız rakibin rüzgârından savruluyor. Oyuncu değişiyor ama oyun bir türlü değişmiyor...

Dün geceki yenilgiyi 'iş kazası' diye geçiştiren taş olur...

Bu resmen arıza!   

Üst üste kaza talihsizliktir, nadiren görülür. Ama arıza giderilmezse yolda kalırsınız!