Mezar edebiyatı

Mustafa ÖZKESKİN 03 Mart 2016 Perşembe, 08:57

BEŞİKTAŞ Teknik Direktörü Şenol Güneş, Fenerbahçe derbisinden sonra isyan ediyor. Seyircinin, hakemi baskı altına alarak yanlış kararlar vermesine neden olduğuna ve maçın skoruna etki ettiğine dikkat çekip bunun hile ile maç kazanmak anlamına geldiği yolunda imalı bir yorumda bulunuyor. Benzer bir değerlendirmeyi geçen sezon Bursaspor'un başındayken Kadıköy'de Webo'nun golüyle kaybedilen maçta Hüseyin Göçek için de yapmıştı Güneş... Hocaya katılmamak mümkün değil. Şike, teşvik primi, doping gibi hakemi de etki altına almaya yönelik saha dışı her türlü müdahale sadece çirkin girişimler değil ahlaksızlıktır...

Ancak unutulmamalı ki, seyirci baskısıyla rakipleri sindirerek maç kazanmak bugün artık endüstriyel futbolun olmazsa olmazları arasında.

XXX

Mesela; Bursaspor'a transfer olan hocasından futbolcusuna her kim varsa 'Bursa Atatürk Stadı'na her çıktığımızda seyirci baskısından ayaklarımız titrerdi' klişesi herkesin aşina olduğu bir söylem. Şu bir gerçek; futbolda artık 'kazanmak' dışında bir hedef ve felsefe yok!

'Vur, kır, parçala bu maçı kazan' sloganı sadece liglerde değil, milli takımın uluslar arası müsabakaları için de geçerli. Yeni inşa edilen statların akustik açından rakipleri sindirme, korkutma amaçlı 'cehennem atmosferine' sahip olması için, projelendirme aşamasında mimarların, mühendislerin özel bir gayret gösterdiği biliniyor.

İşte bunun için yeni statlar Bursa'da da olduğu 'arena' olarak isimlendiriliyor.

Başkanı yöneticisi haliyle de taraftarın övünerek ve büyük bir gururla dile getirdiği gibi ülkemizde her stat artık bir 'cehennem!..'

Demek istediğimiz o ki; stat girişlerine ya da tribünlere bir mezar edebiyatı ürünü 'cehenneme hoş geldiniz' pankartları boşuna asılmıyor.

XXX

Yöneticilerin, teknik adamların, futbolcuların ve medyanın sürekli olarak 'seyirci desteğini' vurgulamaları, '12. Adam' misyonu biçilen taraftarın öneminden ve takıma verdiği güçten söz etmeleri boşuna değil.

Bu bağlamda Bursaspor'un da diğer bütün kulüpler gibi kendi sahasında oynadığı bazı maçlarda rakipleri bazılarında da hakemleri baskı altına alarak sahadan 3 puanla ayrıldığını en iyi bilenlerden biridir Şenol Güneş...

Bu konuda bir başka detay da son yaşanan Deniz Ateş Bitnel olayında yatıyor. Hakeme kırmızı kart gösterdiği için bir futbolcunun bir anda'fenomen' haline gelmesi, isminin sokaklara, parklara verilmesi akıllara zarar!

Günümüzde, futbolun meşru kabul edilen en kirli, en ahlaksız yanını hakemler üzerinde yaratılan baskı oluşturuyor. Yöneticilerin, 'o hakemi bir daha bizim maçımızda görmek istemiyoruz', 'ona düdüğünü astıracağız' türünden açıklamaları sadece kendisinden söz edilen hakemi değil, bütün hakemleri etkiliyor. Federasyon ise yöneticilerin; sorumsuzca, pervasızca ve küstahça hakemlerin ekmeğiyle oynamasına gereken tepkiyi göstermeyerek ahlaksızlığa çanak tutuyor.