Nasıl başkan olunur?

Mustafa ÖZKESKİN 07 Haziran 2017 Çarşamba, 09:26

Hep söylüyorum; Bursapor yönetimine giren her kimse, ismine, etiketine, kariyerine bakmaksızın saygı duyarım. Hem cüzdanlarıyla, hem zamanlarıyla kulübe faydalı olmak için uğraştıklarını düşünürüm. Hiçbir yönetim kötü olsun diye hiçbir iş yapmaz. Bursaspor gibi arkasında çok büyük bir kalabalık bulunan sabırsız bir camiaya, her icraatı beğendirmek zor bir iştir. Kaldı ki; futbol hem saha içinde hem de dışında hata yapmaya çok müsait bir ortamdır. Ülkemizde, her ne kadar belirli sayıda yöneticiden oluşsa da kulüp yönetimlerinde ağırlık başkandadır. Yani sayıya, isme cisme, göreve bakılmaksızın 'tek adama' biat söz konusudur. Yönetimde kim ne derse desin, isteyen istediğini söylesin; sonuçta başkanın dediği olur. Toplantılarda ne kalkan parmak sayısı, ne de demokratik özgür söylem ve düşünce kuralları geçerlidir, başkanın olduğu yerde!..

Peki; nasıl başkan olunur? Kulüp başkanı olmak için eğitim zorunluluğu yok, kulübün üyesi olmanız size başkanlık yolunu açmaya yetiyor. Gerisi tamamen sizin 'gücünüze' ve 'kulis' becerinize ve de kent dinamiklerinden birilerinin desteğine kalmış.

XXX

Yani; sistemde kulüp başkanı olmanız için herhangi bir kriter mevcut değil. Pazarlama, şirket yönetimi, halka ilişkiler, finans ve benzer eğitimleri almış olmanız gerekmiyor, diplomanıza bakılmıyor, üstüne üstlük geçmişiniz 'karanlık' olsa da kimseleri ilgilendirmiyor! Nitekim uyuşturucu kaçakçılığından hüküm giymişini de kulübün kasasındaki paraları kendi şirketine aktardığı gerekçesi ile yargılananını da gördük geçmişte... Kaba ancak en açık anlatım biçimi ile 'Yap kulisini, bastır parayı başkan ol!' Adalet bu uygulamanın neresinde? Çoğu 'serbest meslek sahibi!' başkanlar kulüp bütçelerini aşacaklar, paraları saçacaklar, hesapsız harcamalar yapacaklar, anlaştıkları menajerleri paraya boğacaklar, ödemeleri zamanında yapmayacaklar, olası başarısız sonuçların faturasını ise sadece teknik direktör ile ekibine çıkaracaklar. Elbette ki tüm başkanları aynı kefeye koymak olası değil. Önünde ceket iliklenecek, gerektiğinde eli öpülecek, her daim saygı duyulacak, yıllar geçse de kulübe yaptığı hizmetler nedeniyle asla unutulmayacak nice başkanlar da var.

xxx

Aralarında; renkli özel yaşama sahipleri, çocuğu yaşındaki kız çocukları ile gönül eğlendirenleri, düşünüp konuşmayanları, konuştuktan sonra da düşünme yetisi olmayanları, 'ne oldum budalası' özdeyişi ile örtüşenleri, kendini hiç gitmediği okuldan sanal mezun edenleri ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor! Soru şu: Kulüpler, başkanlar için reklam ve hobi işlevi mi görür? Büyük bir olasılıkla evet... Çünkü hiç kimse şu soruları sormaz, soramaz. Sorsa da cevap alamaz. Keyfi olarak görevini noktaladığınız teknik direktöre verdiğiniz sözleri tuttunuz mu? Sözleşme şartlarını yerine getirdiniz mi? Futbolcuların biriken alacaklarını ödediniz mi? Kulüpteki emekçilerin maaşlarını zamanında verdiniz mi? Kulübün gelir-gider bütçesini dengelediniz mi? Federasyona, UEFA'ya denk bütçe gönderdiniz mi? Peki; sizin başarılı olup olmadığınıza kim karar verecek? Tabii ki kongre üyeleri... Yani sizin başkanlık döneminizde blok oy amacıyla gruplar halinde kulübe yaptığınız, üyeler... Maalesef devran böyle dönüyor. O zaman... 'En büyük başkan bizim başkan!..'