Mustafa ÖZKESKİN 30 Mayıs 2017 Salı, 06:00

...Ve sonunda Bursaspor uçurumun kenarına geldi. Bulunduğunuz yerden durup baktığınızda sizi çekiyor gibi gelir insana o devasa derinlik.                                                                                 

Tutunsanız bile gidiyor gibisinizdir.

Tıp diliyle buna 'High Anxiety' denir...

Halk deyimiyle 'Yükseklik korkusu' en basit tanımıdır bunun.

Şunun şurasında 4-5 hafta kadar önce, bilemedin nisan başında 'o uçurum içine alacak Bursaspor'u diye yazıldı, çizildi, söylendi. Ama konunun muhatapları dinlemedi, iplemedi...

Puan cetveli gösterilip 'bunlar münafıkların işi' deyip geçiştirildi.

 Bu vurdumduymazlıkla Türk futbolunun şampiyon apoletli '54 yıllık ulu çınarı' uçurumun kenarına getirildi.

Şimdi beyinleri kemiren soru şu?

Ne olur?

 XXX

Çocukluğumuzun en büyük derdiydi havuz problemi çözmek.

Ya da Ankara ve İstanbul'dan karşılıklı hareket eden iki trenin ne zaman ve nerede çarpışacağını bulmak.

İnanın onları çözmek; ligin son haftasında düşecek üçüncü takımı tahmin etmekten kolaymış!

'Ben hiç havuz doldurmadım ve doldurmayı da düşünmüyorum' diyemezdik cevap isteyen hocaya...

'Tren meselesinde böyle bir çarpışma riski varsa otobüs veya uçakla giderim' demek de yoktur öğrencinin yazılı kâğıdında...

Haftalardır eline kağıt kalem alan 7'den 70'e herkes, Bursaspor ile Rizespor'un ne kadar puan kaybedeceğine kafa yoruyor.

XXX

Bugün...

Koskoca camianın düşündüğü şeye bakın...

Karadeniz lobisi nedeniyle Rize ligde kalsın diye Trabzonsporlu futbolcular Bursa'ya karşı fırtına gibi oynarmış...

Alanya'nın yardımcı hocası eski Bursasporlu Elvir Baliç, isterse oyuncularını kamçılar Rize'nin anasını ağlatırmış...

Düşünce bir rüzgârdır...

Bilgi ise yelken...

İnsan ise bir kayıktır...

İnsanın diğer ikisine güvenemediğinde ne yapıp edip, Karadeniz gibi dalgalı bir denizde iki kürek bulması gerekir...

Yani...

Bindik bir alamete...

Gidiyoruz kıyamete...

Küreksiz ve yelkensiz!