Noel baba ligi

Mustafa ÖZKESKİN 25 Aralık 2015 Cuma, 09:05

Ligde bitime bir hafta kala gördükleri kartlarla cezalı duruma düşen toplamda 15 futbolcudan 11'in yabancı olması yıllardır izlediğimiz tipik bir 'Noel Klasiği!'

Süper Lig'in fikstürü bir kez daha ortaya koydu ki, bizim ülkemizde oynanan, aslında 'Noel Baba Ligi'dir. Her şey, İsa Peygamber'in doğumunu ( 24 /25 Aralık gecesi) kutlamak üzere planlanmakta, o gece kariyerlerini ülkemizde sürdüren -çoğu İsevi- tüm yabancı oyuncuların memleketlerinde aileleriyle buluşabilmelerine olanak sağlanmaktadır.

Sezon başı planlamasına göre 14 Ağustos'ta başlayan ligde 17 haftalık ilk yarı 26-28 Ağustos tarihleri arasında sonlanacak. Peki; bu durumda 'Noel'i ülkesinde ailesiyle birlikte kutlamak isteyen yabancı oyuncular ne yapacak?

Elbette tüyecek!                                                                                                                             

İyi ama nasıl? 16. Haftaki maçlarında cezalı konuma düşerek!

Gelin şimdi şeytanın avukatlığına soyunalım... Son haftada gördükleri kartlarla cezaya davetiye çıkaran toplamda 15 futbolcudan 11'i yabancı kökenli!

İsteyerek, bilerek, tasarlayarak, planlayarak ya da tamamen bir rastlantı olarak...

İşte size 'Noel Uyanıkları'...

Direk kırmızıdan erken tatile çıkanlar:

  • Dzsudzsak (Bursaspor),
  • Celutska (Trabzon),
  • Bozhikov (Kasımpaşa) ve
  • Mitrovic (Mersin)

İkinci sarıdan tatil bileti alanlar:

  • Kweuke (Rize),
  • Nakoulma ile Vederson (Mersin),
  • Donk (Kasımpaşa),
  • Sow (Kayseri)
  • Nani ve Fernandao (F.Bahçe)

​Elbette her dine, her inanışa, her kültüre saygılıyız. Ancak yabancı futbolcu ve hocaların takvimine böylesine özen gösterilmesine tamam da,  bizimkilere benzer bir tolerans neden gösterilmez? Biliyorsunuz, fikstür düzenlenirken bizde Ramazan ve Kurban bayramlarına dikkat edilmez. Futbolun profesyonellerine o günlerde tatil yoktur. 'Futbol eğlencelik bir oyun' deniyor ya, Türk futbolcularla hocalar da bizleri eğlendiriyor işte.

CANLI CENAZE GİBİ
Bursaspor'da sanki bütün çiviler yerinden oynamış, hangisini çaksan çekiç boşa gidiyor. Tahta da çürümüş... 'Başkan'ın bir ayağı çukurda, onunla birlikte yönetim de sallanıyor. Muhalefet dur durak bilmiyor, taraftar bağırıyor, çağırıyor.Birileri taraftara penbe mesajlar yolluyor, karşı cephedekiler kahır yüklü mektuplar yazıyor. Futbolcular darmadağın, sanırım bu kadarını tahmin etmeyen Hamza Hoca'da şaşkın! Geldiğine geleceğine pişman olmasın sakın?

Timsah Arena açılışında takımın stada gelişini izledim, sanki cenazeyi takip eden kortej gibiydiler! Ses yok, soluk yok herkes tıs pıs...

Bu takımın hayat fonksiyonları bitmiş, zaten sahada görüyoruz üzerine ölü toprağı serpilmiş...

Suçlu kim derseniz cevabım kesindir; bu sonu hazırlayan camianın ta kendisidir...

 

MİKROFON ANILARI : ELMACI HASAN

Ali Gültiken...

Beşiktaş'ta Metin-Ali-Feyyaz'ın oluşturduğu efsane 3'lü 'MAF' ın kahramanlarından. 38 kez milli tam bir futbol beyefendisi. 

Ondan bir hatıra dinliyoruz. 'Hayatımızın maçıydı... Sovyetler Birliği'ni yendiğimizde 1990 Dünya Kupası final vizesi alacaktık. Rakip inanılmaz güçlüydü, üstelik maç deplasmanda Simperefol'daydı.

Nur içinde yatsın, Teknik Direktör Tınaz Tırpan beni ilk 11'e almadı, yedek bıraktı. Galibiyet yemini edildi, oynayacaklar ısınmaya başladı. Tınaz Hoca da peşlerinden gitti. Yedekler soyunma odasında kaldık.

Masanın üstünde ev sahibinin jesti olarak tabakta elma-armut-üzüm gibi meyveler vardı. Bizim Hasan Vezir bir elma aldı yemeye başladı. Aniden odaya Tırpan girdi. Elma yiyen Hasan'ı görünce köpürdü!

- 'Millet poposundan soluyor, sen elma yiyorsun?'
Hasan, elmadan bir diş aldı, cevapladı:
--'Bizi de oynat, biz de popomuzdan soluyalım!'