Sabrın da bir sınırı var            

Mustafa ÖZKESKİN 10 Ağustos 2016 Çarşamba, 09:02

 

 Futbol otoritelerine göre 'transferin yarısı gerçekse, yarısı dedikodur.' Çağdaş futbolda, 'Kadroyu şişir, rahat et' kavramı artık tarih oldu. Avrupa bunu 22-24'te sınırlamış. 'İkiz11' denilen alternatifli bir sistem var. Çıkanın yerine kimin gireceğini top toplayıcılar bile biliyor! Bizde ise tribünlerde fal açılıyor. Sakatlık ve cezalı durumunda ise 4-5 kişinin yeri değişince sistem altüst oluyor.                                          

Bir takım yaratmak sadece paraya dayanan bir olgu değil. Uyum, huzur ve denge önemli... Ancak şu da bir gerçek ki; 'futbol iyi futbolcularla oynanır.'                                                                   

Başkan Ali Ay'ın göreve geldiği günden beri söylemlerine bakılırsa Bursaspor kulübü tarihinin en büyük mali krizlerinden birini yaşıyor. Hal böyle olunca da 'No Money, No Süper Transfer' pankartı bir kez daha camianın görebileceği bir yere asılıyor. Sonuçta taraftar da 'Elin oğlu yıldız getiriyor, bizimkiler uyuyor' diyerek umutsuzluğa kapılıyor.                                                                                                                                                   Xxx                                                                                                                              

Bursa Türkiye'nin nüfus açısından dördüncü büyük kenti. Bunun endüstriyel, ekonomik bir karşılığı da var kuşkusuz. Ayrıca Bursa, bu ülkenin ilk 5 şehir içerisinde bir futbol kulübü etrafında toplanmış tek kent. Stat doluluk oranı belki de en yüksek şehir. Avrupa'ya bakarsak, aslında Bursa neyse Münih, Liverpool, Valencia, Hamburg da o değil mi?

Nitekim Bursaspor'un şampiyonluğu sonrası Başkan İbrahim Yazıcı'nın işi hafife alıyor diye o çok yadırganan, 'Aslında çoktan şampiyon olmamız gerekirdi' şeklindeki açıklamasının dayanağı da bu olsa gerek.   

Soru şu; 26 yıl aradan sonra, sırayla şampiyon olan 3 İstanbul takımının hegemonyasını kıran Bursaspor, 'Anadolu'dan çıkan son şampiyon' unvanıyla tarihte mi kalacak? Ya da bir başka deyişle Anadolu'dan bir takım daha çıkıp, '6. Büyük' unvanını alacak mı?

                  XXX

Bu sorunun yanıtı ülkedeki yerleşik durumun garabetinde saklı duruyor. Öyle ki, 'Nerelisin' diye sorulduğunda 'İstanbulluyum' diyen yok. Ancak 'hangi takımı tutuyorsun' diye sorulduğunda çoğunluk 3 İstanbullu takımdan yana...

İstanbul bir şehir değil, bir metropol de değil, 81 kentin insanı ile harmanlanmış bir karma!

'İstanbullu 3 Büyük'ten hiçbiri aslında Bursa, Ankara, Adana ve İzmir kadar güçlü değil. Çünkü onlara bu gücü veren aslında bu şehirler ve de şehirliler...                                    

Şampiyonluk dönemi dâhil yıllardır yönetici katkıları ve belediyeler ile 3-5 firmanın reklam karşılığı ve de taraftarın gönül fitreleriyle ayakta kalmayı başaran Bursaspor'da artık zihniyet devrimi şart olmuştur. Eğer siz 'ayağını yorgana göre uzatmak' klişesini ısıtıp ısıtıp taraftara 'sabır' afişi ile sunarsanız bıkkınlık yaratırsınız.                                                                                                                                      

Tıpta 'ağrı eşiği' denen bir tabir vardır. İnsanın acıya tahammül sınırını belirler... Kimi acıya çok dayanır, kimi iğne batsa feryat eder.                                                                                          

Nitekim; Bursasporlu'nun da 'sabır eşiği' çok düşüktür.                                                    

Hatırlatalım...