Söz bitti sıra eylemde

Mustafa ÖZKESKİN 23 Ocak 2016 Cumartesi, 11:22

 

 

Son 10 yılına, yarısı olağanüstü olmak üzere 20 küsur kongre sığdıran bir kulüp olur mu? Genel kurul üyelerini stattan çok seçim salonlarına koşturan bir kulüp olur mu?

Olur; işte Bursaspor!

Koşullar öyle getirdi ki seçilmek kolay oldu Ali Ay için. Ancak bu kez yönetmek oldukça zor olacak! Allah kolaylık versin ama ağır maddi yükün getirisiyle devasa sorunlar bekliyor yeni başkan ve ekibini...

Sayın Ali Ay'ın kongre öncesi ve sonrası söylemlerinde Bursaspor en kısa sürede hak ettiği yere taşıma sözü vermesi ve bunu da plan ve projelere dayalı inandırıcı bir üslupla dile getirmesi güzel. Ancak şu da bir gerçek ki; çıtayı yükseltmek, taraftarı beklentiye sokmak ve de kongre kazanmak da güzel ama vaatlerinin olmazsa olmaz bölümlerini yerine getiremeyip, bu takımı süsleyemezlerse bırakın üçü, bir yılı dolduramazlar.

*****

Bizim ülkemizde taraftar ekonomik yapıya, yeniden yapılanmaya, gelecek adına planlamaya bakmaz. Onlar önce stattaki tabelaya sonra da takımının lig klasmanında durduğu yere bakar.

'Bize güvenin, dik duruş, birlik beraberlik' benzeri çağrılar artık Bursaspor gibi büyük bir topluluğu etkilemeye yetmez. Şampiyonluk görmüş ardından da lig üçüncülüğüyle bronz madalya takmış bu camiayı ancak 'sözde değil, özde icraatlarla' etkileyebilirsiniz. Bursaspor camiası artık uyandı. Yeşil Beyaz sevdası damarlarda ama herkes neyin ne olduğunun da farkında! Son genel kurulda görüldüğü gibi 'El kaldır-indir' şablonuyla 'kabul edilmiştir' dönemleri artık geride kaldı.

 'Ben ettim, ben yaptım, yaparım da' tehditleriyle ona buna sallayan başkanların içine düştükleri açmazları gören taraftar genel kurulda artık böyle 'profilin' ne denli tehlikeli olduğunun ve de başarıya giden yolun ancak kol kola yürümekten geçtiğinin ibretlik bir mesajını da verdi ülke futboluna.  

****

 

Özellikle yakın geçmişte yaşanan tatsız olaylardan da yola çıkarsak, futbol kamuoyunda üzerinde hemfikir olduğu gerçek 'Başkanların aşırı stresinin ve gergin söylemlerinin' camialarına olduğu gibi yansıdığı.        

Mesela Bursaspor... Başkanların sıcakkanlı, cana yakın, neşeli ve insan ilişkilerinde başarılı olduğu dönemlerde Bursaspor hep iyi gitti. 1989-90'daki 2. Lig ile 2010'daki Süper Lig şampiyonluk dönemlerinde İbrahim Yazıcı hep böyle uzlaşmacı/sevecen portreler çizdi.  

Keza Timsah'ın düştüğü bir alt ligden yuvasına dönüşünün gerçekleştiği dönemde Levent Kızıl'ın bütün camiayı nasıl kucakladığını görmezden gelmek mümkün mü?                                                                                                           Ne zamanki kulübü yönetenler, kent dinamikleri, belediyeler, federasyon, kulüpler birliği ve MHK ile sürtüşmeye girdi, işte o zaman bu kavgalardan hep Bursaspor zararlı çıktı.

 'Çok iyi bir Bursasporlu' olduğunu söyleyen yeni başkanımız ile ekip arkadaşlarına bu küçük ayrıntılara dikkat edecekleri umuduyla başarılar diliyorum. Yolunuz açık olsun.