Mustafa ÖZKESKİN 08 Şubat 2017 Çarşamba, 06:18

'Sadece bir maç kaybettik. Çok önemli değil, süt kupası neticede!'

 Fenerbahçe yenilgisi sonrası kupaya havlu atan Beşiktaş'ın Başkanı Fikret Orman sonucu bu sözlerle yorumlarken, aklı sıra sözü 'Bizim hedefimiz lig şampiyonluğu zaten bu kupa tırışka' demeye getirerek camiasına moral pompalamaya çalışıyor. Başkan Orman 'Yenilen pehlivan güreşe doymaz' misali makas değiştirip dikkatleri bir başka kulvara çekerek taraftarını teselli etmeye çabalıyor.

Değişen statüsü sonrası yıllardır Türkiye Kupası'nın özellikle 3 İstanbullu için 'angarya' olarak görüldüğü malum.

Şöyle bir bakalım...

29 Kasım - 25 Ocak tarihleri arası Ziraat Türkiye Kupası'nda gruplarda toplam 96 MAÇ oynandı. Ülkemiz mevsim itibarıyla en sert iklimi bu dönemde yaşıyor.
Zeminlerin durumu ortada!

Xxx

Süper Lig'de koskoca bir sezonda (Ağustos - Mayıs) 306 maç oynanıyor.

Kupada gruplar ve son 16 elemelerinde 3 ay içinde 104 maç oynandı!

Alt liglerden Gümüşhane, Tuzla, Ümraniye 'Buraya kadar' dediler elendiler. Çeyrek finale kalan 8 takım da Süper Lig'den...

İddiasız takımlar, boş tribünler...Statü gereği son 16'ya kalan takımlar çapraz olarak eşleşiyor. Her ne kadar bazıları bu sistemin küçük takımların çıkarlarını gözetmekte olduğunu söylese de amaç ülke büyüklerinin yarı final ve finalde karşılaşmalarını sağlamak.

Mümkün olsa "Her sezon kupa finali G.Saray-Fenerbahçe-Beşiktaş üçlüsünden ikisi arasında oynansın" diyecekler, malum bizim diyarlarda futbol dediğin çoğunluğu mutlu etme adına oynanan başkalaştırılmış bir oyun...

Xxx

Üç İstanbullu'nun en az birinin yer almadığı bir finalin gereken ilgiyi görmeyeceği.

O yüzden amaç, bir kazaya kurban gidip elenmeden çeyrek finali görebilmeleri...

Meselenin özeti, maç günleri tribünleri dolmayan, sonu başından belli, sezon başında fikstürü çekilirken bile ayarlanma yapılan, kurgulanmış bir ligin kurgulanmış kupası bizimkisi.

Kupa dediğin sürprizlere, ters köşelere açık olmalı, büyük dediğin de iyi oynamadığı bir maçta tepetaklak olmalı.

O yüzden takımlar eşleşirken aynı torbada yer almalı...

Kaçınız hatırlar, Lüleburgazspor'un 1979-1980 sezonunda 2. Lig'de top koştururken hem Fenerbahçe'yi hem Beşiktaş'ı eleyişini...

O günün gazete manşetlerini:

'Ah be Lüle...Ne yaptın büle...Çabuk süle...'

Hatırlayan var mı acaba?