Tek suçlu hoca mı?

Mustafa ÖZKESKİN 23 Ocak 2017 Pazartesi, 06:41

BURSASPOR'da Hamza Hamzaoğlu ile yolların ayrılmas,ı beklenen ancak geç kalınan bir gelişmedir. Her geçen gün hocasına inancı azalan taraftarın barut fıçısına döndüğü gerçeğini göz ardı edip, Hamzaoğlu'nun yönetime profesyonelce iki kez sunduğu istifa dilekçesinin kabul görmeyip geri çevrilmesi ise 'dere geçerken at değiştirilmesi' misali amatörce bir davranışın eseridir.

Bakarsınız gün gelir ortada ne dere ne de at kalıverir!

Peş peşe gelen Trabzon, Akhisar ve Adanaspor yenilgileri birer sonuçtur ve kupa faciası dışındaki kayıpların telafisi mümkündür. Tartışılması gereken bugün gelinen kaotik ortama nasıl varıldığıdır?

Hakem penaltını vermemiş, buz gibi golünü saymamış olabilir... Hava koşulları, zemin kötü, takımın eksik, rakibin futbolu sert oynamayı taktik edinmiş olabilir... Ama bu duruma karşı 'sen ne yaptın' diye sormazlar mı adama?

Sormazlar!

Niye sorsunlar ki; 'Futbolcular oynamadı' der geçersiniz...

xxx

Oysa kazanırken bile acı veren Bursaspor'un gerçekleriyle yüzleşemeyen teknik direktörü ve takımın klasmandaki yerinin arkasına saklanan yönetimi, sahadaki futbolculardan daha sorumludur.

Onca transfer, bunca olanak ve harcanan paralara rağmen, sahada temposuz ve arayış peşindeki kimliklerin oluşturduğu kuru kalabalıktan ötesi görülemiyorsa bunun bir izahı olmalı. 

Trilyonlar ödenmiş ama yönetmeyi beceremediğin için onları gönder, yenilerini getir. Aynı yöntemle onları da gönder ve yine yenilerini getir...

O gitsin, bu gitsin devran dönsün ama sen kal!

Olur mu? 

Bir atasözü, 'Kaplumbağa'ya dikkat et. Ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebilir' der...

Bursaspor, yıllardır kafasını çıkarıp risk almaya korktuğu ve de korkak yönetildiği için, her kaybedilen maç sonrası fatura, futbolculara ve teknik adama kesilmesi nedeniyle bir karış ilerleyebildi...   

XXX

Ne zaman ki; merhum Başkan İbrahim Yazıcı bu gerçeği fark etti... 'Artık takıma karışmamam gerek. Özlüce'yi tek bir kişiye emanet etmeliyim' diye düşündü, Bursaspor ileri doğru bir adım attı. Şampiyonluk başta olmak üzere tarihi başarılar geldi. Bir kulüp başkanının, hocası yüzünden koltuğunun/karizmasının tartışılır hale gelmesi vaka-ı adiyedendir bizde...

Teknik direktörün sevk ve idaresi uyumsuz/verimsiz ise camia öyle bir sallar/ yuvarlar ki başkanı, ahir ömründe rock'n roll yıldızına dönüverir maazallah!

Bir hatırlatma ile bağlayalım.

Başkanlarla antrenörler aynı kefeye konulur ama bir fark vardır. Başkan iş adamı olduğu için kendi parasını kötü kullanır iflas eder.

Ancak; futbol patronunun kamburu ağırdır. Büyük bir kalabalığın mesuliyetini taşır.

Onu da tek başına öder!..