TİMSAH’I KOLBASTI

Mustafa ÖZKESKİN 14 Mayıs 2015 Perşembe, 06:11
BAZI teknik adam söylemleri vardır; "Takım oturmadı, iyi futbol için 8. haftayı bekleyin" gibi. Sonrasında bozuk zemin, kötü hava şartları ve hakemler mağlubiyet sebebidir. Ligin son haftalarında ise "Artık iyi futbol değil, skor önemli" derler. İyi futbol izleyip seyir keyfi yaşamak isteyenler için haftalardır olduğu gibi Bursaspor maçları biçilmiş kaftan. Aynen Avni Aker'deki dünkü oyunun ilk yarısında olduğu gibi.                                                                                               Çünkü bahane değil, iş üreten bir teknik adamı ve göze hoş gelen hareketleri sergileyen futbolcuları var. Nitekim Şenol Hoca'nın öğrencileri ilk 45'te 'Bildiğimiz Bursaspor' portresinin bütün göstergelerini sergilediler. ***** Nefis ver-kaçlar... Olağanüstü paslar... Mesafe tanımaksızın kaleyi yoklamalar...   Ancak tabela bir türlü değişmedi. Çünkü Timsah'ın gol ayakları son vuruşlarda hep kekeledi! Bakambu, Volkan ve de Fernandao üçlüsü buldukları pozisyonlarda ya yanlış yerde durdular ya da yanlış zamanda vurdular... Sahasında ağırladığı Timsah'a 25 maçta süreçte sadece 1 kez su veren Trabzonspor'un ikinci yarıya, yine aynı niyetle başladığı hemen fark edildi. Özer ilk düdüğün hemen ardından ev sahibini öne geçirdi: 1-0.  Haftalardır yere göğe sığdıramadığımız Şener ile Ozan Tufan'ın dünkü oyunda boşalttığı sağ koridor bu golün dışında Trabzonspor adına birçok pozisyonunda yol haritasıydı. ***** Oyunun geri kalan kısmı, 1-0'ın altından kalkmak isteyen Bursaspor ile tek golde kalmak istemeyen Karadeniz temsilcisinin açık futboluna dönüştü. Öyle ki; Timsah her an beraberliği sağlayabilir, Trabzon ise her an ikinciyi atabilirdi ama olmadı. Bursaspor adına konuşursak... Avrupa hedefi için dünkü karşılaşma tipik bir köşe başı maçıydı. Futboldaki 'Yenemiyorsan yenilme' klişesinin tam karşılığıydı.. Ancak yıllardır olduğu gibi Karadeniz'de dün yine Timsah'ı kolbastı!  Girilen onca pozisyonda yüzde bin golleri kaçırmak için futbolcuların sadece şanssız olmak yetmezdi. Bilinçsiz, çılgın veya umursamaz olmaları da gerekirdi. Oysa biliyoruz ki; hiç de öyle değiller! Peki; o zaman ne bu? Sanırım Şenol Güneş'de bu sorunun cevabını arıyordur.