Timsah’ın rol modeli:BORUSSİA DORTMUND

Mustafa ÖZKESKİN 05 Temmuz 2016 Salı, 08:41

19 Ocak 2016'daki son Bursaspor kongresinde, göreve gelmesi halinde kürsüden yapacaklarını sıralayan başkan adayı Ali Ay seçim heyecanı nedeniyle o gün için satır aralarında kalan şöyle bir vaatte bulunuyordu: 'Ben tahsilimi Avrupa'da yaptım. Alman takımları ile iş birliğine gideceğiz. Rol model olarak örnek alacağımız Dortmund ile gidip görüşeceğiz ve ortak çalışmalar yapacağız.'

Neden Borussia Dortmund?

Bu sorunun yanıtını vermeye çalışacağımız iki bölümlük bu yazı dizisinde Bursaspor ile Alman kulübü arasındaki pek çok benzerlikten yola çıkıp Dortmund'un sıra dışı hikâyesini anlatacağız.

Mesela; Yeşil Beyaz renklere gönülden sevdalı dört bir yana nâm salmış Bursaspor taraftarının karbon kopyasını Dortmund tribünlerinde görebilirsiniz. Bursa'nın 'Teksası' ile Almanların 'Sarı Duvarı' öylesine örtüşüyor ki, şaşarsınız!

Uçurumdan zirveye, iflastan Para Ligi'ne giden, ibret alınacak enteresan bir 'Külkedisi' öyküsü onlarınki. 2000'li yılların başında girdiği mali kriz nedeniyle çok zor durumlara düşen, ancak daha sonra toparlanarak Bundesliga şampiyonluğuna, ardından Şampiyonlar Ligi yarı finalistliğine ulaşan bu kulüp, adeta küllerinden yeniden doğdu.

XXX

Çok değil, daha 10 yıl öncesine kadar iflasın eşiğine gelmiş, batmak üzere olan bir kulübün geri dönüş hikâyesi aslında burada anlatacaklarımız. Gerçekten de Alman ekibi sadece yeşil sahalarda değil, finansal anlamda da geri dönüşü becerebilen nadir kulüplerden birisi.

Meraklısı mutlaka biliyordur ama biz yine de hatırlatalım; milli takım formasıyla Fransa'da taraflı tarafsız herkeste hayranlık uyandıran Emre Mor'un da yeni sezonda formasını giyeceği asırlık geçmişe sahip bir kulüp Borussia Dortmund... 2009-2010'da Süper Lig şampiyonu olarak taraftarına adeta bir peri masalı yaşatan Bursaspor'un bir süre sonra içine düştüğü devasa borç girdabına benzer çöküşün başlangıcında yolunda gitmeyen birtakım yanlışlıklar vardı Alman kulübünde. Özellikle futbolculara ödenen maaş ve ücretler ile primlerde yaşanılan çok önemli artışlar ve transferlere delicesine akıtılan milyon dolarlardı. Nitekim bu kapsamda Dortmund, Avrupa'da oyuncularına en fazla maaş, ücret ve prim ödeyen kulüplerin başında geliyordu.

XXX

Aynı Tom de Sutter, Tomas Necid, Dany Nounkeu, Balazs Dzsudzsak, Miroslav Stoch, Cristobal Jorquera, Bakaye Traore, Hajime Hosogai ve Ricardo Faty gibi gereksiz bir yabancı kalabalığına bol sıfırlı paralar ödeyen Bursaspor gibi sadece Marcio Amorosa'yu 31 milyon dolar karşılığı renklerine bağlamıştı Dortmund. Ancak bu futbolcunun beklenmeyen sakatlığı sonrası Şampiyonlar Ligi'nden elenmiş,  yaklaşık 62 milyon dolarlık bir gelir kaybı yaşamıştı sezon sonunda.

Kulübü iflasın eşiğine getiren bu süreçte, Borussia Dortmund'un plansız bir şekilde borsaya açılması, gelecek düşünülmeden yapılan gereksiz pahalı transferlerle mali disiplinden hızla uzaklaşılması, bu işin sonunun iyi olmayacağının da habercisi gibiydi. Nitekim beklenen oldu ve kulüp iyi yönetilmediği için iflas noktasına geldi.

Finansal darboğazı aşabilmek için yakın geçmişte Bursaspor yönetimlerinin de başvurduğu tehlikeli yöntemler gibi 'kredi kuruluşlarıyla' başlayan görüşmeler  aslında sonun başlangıcı oluyordu!

Yarın: (Uçurumdan zirveye bir geri dönüş hikâyesi)