Tribüne marş marş

Mustafa ÖZKESKİN 12 Şubat 2016 Cuma, 08:51

AYNI hafta içinde iki teknik adamın hakeme itirazdan tribüne yollanması alışık olduğumuz bir tablo değil. Hamza Hamzaoğlu ve Hikmet Karaman kurallar gereği kulübede oturamayacak, teknik alana-tünele ve soyunma odasına giremeyecek.

Soru şu; hocalar mı hatalı yoksa hakemler mi?
Bizce hakemlerin pasifliği, kurallara işlerlik kazandıramaması, oyuncu ve takım adına göre karar veriyor oluşu Bursaspor ve Rizespor'un en kritik maçlarında lidersiz kalmasının en büyük sebebi.

Sabıka dosyası ağzına kadar dolu bir hakem takımını lime lime doğrarken Hamza Hoca elbette kenardan fırlayıp hakeme çıkışacak. Maçı elden giderken Hikmet Karaman tabi ki kendini yerden yere atacak. Tolunay Kafkas olmayan saçını başını yolacak, çıldıran Rıza Çalımbay aman elimden bir kaza çıkmasın diye devre bitmeden soyunma koşacak.

Hakemlerimize göre; sahada kan gövdeyi götürürken hocalar kenarda 'heykel' gibi duracak!  Federasyonun hazırladığı televizyon reklamlarında 'Futbol görsel bir şov' deniyor ya...  İyi güzel de; siz kenarlardan gelecek patlamalara ceza yağdırırsanız, sonunda robotların oynadığı bir oyunu pazarlamak zorunda kalırsınız ki... Sınıfta kalırsınız... Pazarladığınız futbol olur Play-station!.. Vebali boynunuzadır...

Tamam; dünyanın her yerinde hocalar tribüne gönderilir. Mourinho, Wenger, Biliç, Van Gaal gibi nice teknik adam da tribüne çıkmıştır ama onlara bizdeki gibi öyle ucuz kartlar çıkmamıştır.

Amiyane tabiriyle bu resmen 'kraldan fazla kralcılıktır!'

Örnek mi; hatırlarsanız Fatih Terim'in Fiorentina, Avusturya ekibinin önüne tur için çıktığında büyük tesadüf eseri maçın hakemi Orhan Erdemir'di! Erdemir o maçta Terim'i tribüne yollamış, Fiorentina elenmiş; İmparator'un yüzüne önce Avrupa, sonra Türkiye'de tüm kapılar ardı ardına kapanıvermişti!

LOGOYA BAK DURUMU ANLA
İstatistiklere göre hayvan ve doğa katliamında Afrika ülkeleriyle aynı kategorideymişiz.

Bir bakalım:
Bursaspor, Timsah.  Fenerbahçe, Kanarya. Beşiktaş, Kartal. Trabzon, Kaplan. Gaziantep, Şahin. Kasımpaşa, Martı. Sivas, Kangal. Antalya, Caretta, Eskişehir, Porsuk. Rize, Atmaca. Konya çift başlı Kartal. Osmanlı'ya dönüşen Ankaraspor'un simgesi Leopar. Kayseri'nin logosu Erciyes dağ doğa sevgisi. G.Birliği'nin ise Kırmızı Gelincik. Futbolla yatıp kalkan bir ülkede hayvan-doğa sevgisi bu kadar yaygınsa bu işte bir terslik yok mu?

MİKROFON ANILARI : YETER Kİ KALEDE DURSUN DURSUN!

Kaleci hatalarının doruğa çıktığı bir haftayı geride bıraktık. Bizde 'bir kaleci' anekdotu sunalım.

Eski Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Özak'ın kaptanı olduğu Rizespor 1972-73 sezonunda 3. Lig'de şampiyonluk mücadelesi veriyor. Rakip Gümüşhanespor.

Para atışının ardından Rize kalecisi Dursun (Karamustafa) kalesine doğru yavaş adımlarla ilerlerken hakem başlama düdüğünü çalıveriyor. Karşı takımın uyanık futbolcularından birisi kaleci Dursun'un sırtını sahaya dönerek yürüdüğünü görünce 'ya tutarsa' diyerek pası alır almaz topu kaleye gönderiyor.

Top filelerle buluşacağı anda Dursun aniden yüzünü sahaya doğru çevirince haliyle meşin yuvarlağın kaleye girdiğini göremiyor. Olup bitenden habersiz, arkadaşlarına 'Ne duruyorsunuz, oyun niye başlamıyor?' diye sesleniyor. Arkadaşları da onun bu sakarlıklarına alışık olsa gerek gayet sakin, 'Topu at da, oyunu başlatalım.' diyor. Ve maçından ardından günümüze kadar gelen o şarkı dillerde pelesenk oluyor:

Kalede Dursun dursun
Allah'ını seven 40'tan vursun
Yeter ki kale tutsun
Kalede Dursun dursun