TÜRKİYE'NİN AJAX'I ARTIK O!

Mustafa ÖZKESKİN 16 Temmuz 2018 Pazartesi, 06:31

Fenerbahçe'nin transferde Altınordu'dan renklerine bağladığı iki genç oyuncu Berke Özer ile Barış Alıcı'nın satışından İzmir kulübünün kasasına 4 milyon avro girecekmiş...

Bitmedi!

Bir sonraki satıştan elde edilecek kârdan da %20 pay sahibi olacakmış Altınordu...

İşte futbolda ticaret buna denir.

Bul-yetiştir-sat-kazan...

Malum; Çağlar Söyüncü ilebaşlayan, Cengiz Ünder'le yoluna devam eden ihracat treninin bir sonraki vagonunda Berke ile Barış'ın olduğunu, hemen arkasındaki vagonda ise Erce Kardeşler(Bursalı) ve Yusuf Acer'in bulunduğunu söylüyor İzmirli dostlar...

Yıllardır altyapısıyla övündüğümüz Bursaspor'da pilot takımlar Merinos kapanırken, Yeşil Bursa satılırken, alt yaş gruplarında bilmem kaç tane şampiyonluk yaşanmasına rağmen son dönemlerde nasıl oluyor da alttan üste sıçrama yapan bir genç çıkmıyor? Ya da her türlü tesise sahip 3 milyonluk devasa bir kent yerinde sayarken, nasıl oluyor da bir semt takımından futbolcu fışkırıyor?

Lafı dolaştırmanın anlamı yok...

Altınordu bir futbolcu fabrikası ve artık fabrika işliyor.

Yine bir özet: Altınordu artık, Türkiye'nin Ajax'ıdır!

Bu işler bakın nasıl oluyor:

Altınordu'nun 48 bölgede 5000'e yakın futbol okulu öğrencisi var. Minik Ordu - Bronz Ordu - Gümüş Ordu ve Altınordu olarak küçükten büyüğe sıralanan pırıl pırıl futbolcu adayları, genç yetenekler. Potansiyel yeteneklerini kinetiğe dönüştürenler adım adım, pişe pişe, üst seviyeye çıkıyor.

Böylece sürekli bir iç devinim/gelişim de yaşanıyor...

Her yıl Hollanda'dan, Fransa'dan, İtalya'dan, Avustralya'dan ve daha birçok farklı ülkeden yüzlerce çocuk üzerlerinde kendi takımlarının formaları ile uçaklara biniyor; kimisi uzun kimisi kısa uçuşların ardından İzmir'e ulaşıyor... Adnan Menderes Havaalanı'nda kendilerini bekleyen ve üzerlerinde Altınordu logosu olan araçlara biniyor...

Efes civarında konuşlanmış her şeyi ile harika 'Altınordu' tesislerine geçiyor. Ardından 'İzmir U12 Cup' adında 3 gün süren müthiş bir futbol karnavalı yaşanıyor. Üstelik tek başlarına da değiller, takımların antrenörleri ile birlikte gençlerin aileleri arkadaşları, yabancı basın mensupları. Birçok teknik direktör, ünlü futbol adamı orada...

Yani mini bir Dünya Kupası!

Sonunda ne mi oluyor: 21 ülkeden 48 takımlı müthiş bir organizayon çıkıyor ortaya. 352 kıyasıya maç 5 bin seyirci ortalamasıyla oynanıyor. Avrupa devlerinin gözü de bu futbol karnavalında.  Mesela son turnuvayı takip eden Barcelona Avrupa Proje Direktörü David Badia ile Asya Proje koordinatörü Marc Velasco Borrel'in Barca için bazı gençlerin isimlerini not defterine eklediklerini öğreniyoruz.

Öyle 'Saldım çayıra, Mevlâm kayıra' sistemi ile değil, planlı/programlı/bilgiye dayalı projeler sonucu Altınordu vahasından futbolcu fışkırıyor.

Transferde gönderdiği her oyuncunun ikinci satışından %30 pay maddesi koyuyor ve oyuncusunu gelişebileceği kulüplere gönderiyor İzmir temsilcisi... O gelen para ile kulübün imkânları artıyor, oyunculara ayrılan pay fazlalaşıyor, büyük resimde ise ülke sporuna yapılan katkı artmış oluyor. Zincirleme bir mutluluk tamlaması değil de nedir bu?