USTA! NE DİYORSUN BU HUSUSTA?

Mustafa ÖZKESKİN 02 Ekim 2018 Salı, 06:22

Sivas maçı öncesi saha kenarındaki habercilerle yaptığı sohbette ne diyordu Samet Hoca: "Oyuncularım kahvaltıda, mangalda, idmanda, toplantıda çok keyifliler..."

Ardından da ekliyordu:

"Kazandıkları zaman nasıl tutacağız onları ben de bilmiyorum!"

Şaka bir yana; kimi neresinden tutacağını ben de bilemiyorum ama ipin ucu kaçmadan işi sıkı tutmak zorundasın hocam...

Haftalardır "İyi oynuyoruz ama kazanamıyoruz" masalı ile uyutularak gerçeklere sansür yapıştırılarak gelinen noktada sonunda dibi gören Bursaspor'dan söz ediyoruz...

Taraftar yani tribün ahalisinin çok büyük bir kısmı sahaya bakmaz, tabelaya bakar. Onun işi skorboardla ve bir hafta boyuncu baş başa kalacağı puan cetveliyledir. Yaşamının bir bölümünü onu kullanarak kendisine sataşan rakip takımı tutan arkadaşıyla geçecektir...

Ona göre; oyuncu maç biter ve gider, oysa kendisi için bir sonraki haftaya kadar, mahallede, kahvede iş yerinde, komşusuyla, bir durakta hep yaşayacağı bir şeydir tabelanın sunduğu gerçek...

Puan cetvelindeki yeri hep önüne konacaktır onun!

Taraftar, 'koşu mesafesi' veya 'isabetli şut' oranı ile ilgilenmez.

O; topun üç direğin arasından geçip geçmediğiyle ilgilidir.

Katedilen kilometre sayısı onun işi değildir.

Onun işi; tabelada bir fazla gol atıp atmadığıyla ilgilidir...

İlk 5'e girip Avrupa'ya gitmek onu kesmez...

Çünkü gözü hep en tepededir.

Takımı paraşütsüz misali hızla aşağıya düşmeye başlar da hele hele dibe çakılırsa birilerinin canının yanmasını ister kendisininkinden beter ve başlar birilerini istifaya çağırmaya...

Bu teknik adam olabilir...

Başkan ve yönetimi de olabilir...

Hatta bazı futbolcularının ıslıklanıp yuhalanmasına kadar vardırılabilir...

Eğer umudunu kesmişse ve puan cetvelindeki yerinden dolayı kendisine bulaşanların sayısı çoğaldıysa; o zaman tepkisini vurup kırmaya kadar götürür.

Onun derdi kendine göre çok büyüktür...

Kamyon arkası yazıları misali 'Kurşun yarasıyla yıkılmayan bedenim, dil yarasıyla bitti sevdiğim...' gibi bir cümleye sığınan başkanını/hocasını/futbolcusunu daha da hırpalamaya devam edecektir! Saygıdeğer hocam...

Bu yazdıklarımı yılların deneyimi/birikimi ile sen de çok iyi biliyorsun, çok kez yaşadığını da biliyorum.

Takıma güç vermesi gerekenler takımın gücünü alıyorsa...Ve bir takım artık kazanması gerçeğini unutup yeniliyorsa, vardır bir bit yeniği!

Bazılarının bedenine kıyafet bulabilmek için Bursaspor formasını tercih etmesi ve bazılarının da buna müsaade etmesi arasındaki ortaklığın bedelidir bunlar...

Şifreyi sen kır sevgili hocam, ben artık kalp kırmak istemiyorum!

Hatırlatma: Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.

Mevlânâ Celaleddin-i Rumi