VARLAR VE DE YOKLAR!

Mustafa ÖZKESKİN 30 Ocak 2018 Salı, 11:02

Şu Bursaspor bir çelişki yumağı

Net tarafları da var, akıl almaz hataları da!

Ligin ilk yarısında harika galibiyetleri de var, devrenin sonuna doğru ve ikinci yarı ile birlikte kahır mektubu maçları da...

Yamuk kadrosu da var, dünya çapında kariyeri olan hocası da...

Harun Tekin ve Aziz Behiç gibi şampiyonluğa oynayan her takım da ilk 11'e banko yazılacak isimler ile sahada tango yapan Batalla gibi maestrosu, Dünya markası Sow gibi starı da var...

Rezalet ve hezimetlerle biten maçları da var... Kembo, Delarge, Joshua John gibi rüzgârla yarışan kanatları var ama ortada yerden bir karış bile havalanamayan, sürünen bir takım da var.

Çünkü bunlar bir varlar bir yoklar!

******

Agu sarı kart cezalısı olduğu için Beşiktaş maçında yokmuş!

Alanya'da vardı da ne oldu? Olsa ne yapar, olmasa ne yazar?

Baksanıza; Badu Alanya deplasmanı kampta öncesi sakatlanmış.

İdmanda gören olmadığına göre yataktan mı düştü acaba?

Söylemek istediğimiz o ki; Bursaspor az sayıda sahaya terini akıtanlarla, çok sayıda sırt üstü yatanların takımı olmuş.

Var bir şeyler ama anlaşılır gibi değil.

İşin garibi hesap soranı yok!

Diyorlar ki; iki aydır paralar ödenmiyor Afrikalılar da küstü oynamıyor!

Yerliler de 'transferde çuvalla aldıklarına saysınlar' diyerek çaktırmadan pasif direnişe geçerek 'grev yapıyor!'

***

Anlayacağınız koskoca Bursaspor siyah-beyaz diye ortadan ikiye ayrılmış!

İşin ilginç tarafı eldekiler yetmezmiş gibi iki siyah daha kadroya katıldı, beyazlar azınlıkta kaldı!

Çare mi?

Çekeceksin hepsini sigaya anlatacaklar sırları...

Önce çimciden başlayacaksın, sonra

geçeceksin masöre malzemeciye...

Sonra bitmez-tükenmez sakatlıkları soracaksın sağlık ekibine.

Ardından '60'tan sonra futbolcular niye diller dışarıda eller belde sahada dolaşıyor' diye kondisyoner Giovanni'yi sorguya alacaksın...

Sıra geldi futbolculara.

Tek tek odaya alıp 'derdin ne' diye sorup aba altından sopa gösterirken gerekenlerin kulağını şöyle sert bir biçimde çekeceksin...

En sona hocayı bırakacaksın.

Zaten ona gelene kadar etekteki taşlar dökülür, her şey çorap söküğü gibi gelir.

Başkan mı?

Adama 'al' demişler 'almış', 'ver' demişler

'vermiş.'

Ona da hesabı kongre sorsun...