Yabancılaşmak!

Mustafa ÖZKESKİN 10 Eylül 2017 Pazar, 08:45

Hiç tanık olmadığımız çok acayip bir transfer dönemini geride bıraktık. Yöneticisinden teknik direktörüne kadar, bugüne dek hiç kimsenin, takımlarındaki sorunlarla ilgili olarak yabancı oyuncu transferi dışında bir çözüm arayışına giriştiğine tanık olmadık.

Ne tür teknik bir sorun olursa olsun biricik çözüm yolu yabancı oyuncu transferiymiş gibi sarsılmaz bir algı söz konusu...

Mevcut oyuncuları geliştirmek ya da yeni genç oyuncular yetiştirmek gibi 'zahmetli' işlere girişmektense parayı bastırıp, yaşları itibarıyla adeta birer tecrübe abidesi(!) sayılabilecek yabancı oyuncuları takıma katmak çok daha kolaylarına geliyor...

Türkiye'de takımlar 14 yerli, 14 yabancı oyuncu bulundurabiliyor kadrolarında. 21 kişilik maç kadrosunda ise 7 yerli futbolcuya yer vermek zorunlu.

XXX

Mesela 10 yabancı transferi ile kadrosuna flaş isimleri katan Galatasaray, son 34 sezonda ilk defa bir dönemi yerli takviyesi yapmadan geçirdi!

Her fırsatta yaklaşık 80 milyonluk nüfusu ve bu nüfus içinde yüksek oranda yer tutan gençleriyle övünen bir ülkenin futbol düzenini ve politikasını belirleyen bütün kurumsal ve kişisel bileşenleri (federasyon, kulüpler, yöneticiler, teknik direktörler, spor eğitimcileri) adına utanılacak bir durum.

Kulüpler, futbol hayatının sonuna yaklaşan ve son bir yüksek ücretli transfer gerçekleştirme peşinde olan yabancı oyuncuları tercih etmekten vazgeç(e)miyorlar...

Oysa bir zamanlar transfer sezonlarında 'kaçırılacak kadar' değer bulurdu yerli futbolcular.

XXX

Futbol okullarımız yoktu, altyapı masalları sadece genç takımla sınırlıydı.

Altyapıdan çıkan futbolculara define sandığından çıkan değerli mücevherler muamelesi yapılırdı.

Sahalar çoğaldıkça üretimin artacağını zannettik.

Oysa para çoğaldıkça üretim azaldı.

Şimdi transfere bakıyorum da...

Yabancıların istilasına uğramış gençler ülkesinde, gelecek nasıl gelecek?

İnsanları büyüleyen o sihirli genç ayakları nerede bulacağız?

Parayı bulduk bu hallere geldik. Şimdi 'Ateşi yeniden bulmak zamanı...'

Ancak paranın yanında ateşin lafı mı olur?

Olmuyor zaten!..

O yüzden 'yabancılaşmamız' da tüm hızıyla yol alıyor.