YASAK! OYNATAMAZSIN

Mustafa ÖZKESKİN 18 Eylül 2015 Cuma, 00:12

MİROSLAV Stoch'un sözleşme gereği pazar gecesi Kadıköy'deki maçta oynayamayacak olması bu konudaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Bursaspor'dan 4 oyuncuyu transfer ederek adeta Timsah'ı talan eden Fenerbahçe'nin kiraladığı futbolculara yönelik yıllardır sürdürdüğü 'Bize karşı oynayamaz' yasağı ne derece doğru?

Geçtiğimiz sezon Samuel Holmen için de geçerli olan kiralık gidenlerin sözleşmesine konulan özel şart bazı otoritelere göre çok yanlış değil.

Mesela bu görüşün savunucularından Mustafa Denizli, Türkiye'nin şaibe arayan bir ülke olduğunu iddia ederek, 'Bir takımın düşmesi, bir takımın da şampiyon olması söz konusu olacak durumlarda, o futbolcunun göstereceği performans farklı yorumlanabilir' mantığıyla konuya yaklaşıyor.

***

Bu düşüncenin futboldaki jargon diliyle karşılığı o futbolcunun bonservisini elinde tutan takımına karşı 'kıyak yapması' demektir.

Nitekim Kayserispor'un 4 sezon önce Fenerbahçe'den kiraladığı şimdinin milli takım file bekçisi Volkan Babacan'ın yediği iki gol sonrası şampiyonluk yarışındaki Trabzonspor'da Başkan Sadri Şener 'Vallahi ne muazzam kaleciymiş. Feneri yormadan Kayseri'yi şipşak pes ettirdi' şeklindeki Karadenizliye özgü ironik göndermesi hâlâ akıllardadır.

Böylesine büyük kulüplerde oynayan bir futbolcunun 'imâ edildiği gibi' durumlara düşeceğine ihtimal vermek mümkün mü? Ne yazık ki yöneticilere göre mümkün!                                   

***

O zaman pazar günü kaleci Mert son G.Birliği maçında adeta içeri buyur ettiği ikinci golün bir benzerini Saraçoğlu'nda yerse, ya da Fernandao boş kaleye o klasik ıskalarından birini geçerse eski takımlarına 'kıyak yaptılar' mı diyeceğiz!

Eğer art niyetliyseniz öküz altında buzağı arayabilirsiniz.

Gelelim yeniden işin püf noktasına...

Bir kulüp bir oyuncusunu satıyor veya kiralık veriyorsa, 'Bize karşı oynayamaz' talebinde bulunabilir mi?

Böyle bir istek etik midir?

Bu durum haksız rekabet değil midir?

Karşılıklı bir anlaşma olduğuna göre, günün moda deyimiyle 'hatır şikesi' anlamına gelmez mi?