YENİ BİR KİMLİK

Mustafa ÖZKESKİN 30 Nisan 2016 Cumartesi, 08:32

Uludağ eteklerinde futbol adına zemine çıkan, Bursaspor ile Galatasaraylı futbolcular arasında kıyasıya bir mücadeleye sahne oluyordu Timsah'ın yeni mabedi Arena... Son 3 maçında sıfır çekmiş bir takımın 21 bin dolayındaki taraftarı gönül verdiği Yeşil Beyazlı renklere bırakın küsmeyi, Bursaspor'a yürekten veriyordu tribünden desteği...                                                                                                                                     

'Adam olacak çocuk derler ya! Adam olacak 'pehlivan da' peşrevinden belli olurmuş... Karşılıklı öyle güzel peşrevlerle başladı ki müsabaka... İki pehlivanın el ense, künde ya da tırpan kovaladığı oyunda, Batalla'nın sağ çaprazdan ortasında herkes topu yerde ararken, Sivok havada çaktı kafayı ilk yarı adına skoru damgaladı: 1-0...

                                         XXX                                                                                                  

İkinci devre de ilk 45'in karbon kopyası... Orta sahalar pas geçiliyor top bir o kaleye bir öbür kaleye gidiyor. Bursaspor kale çizgisi önünde oluşan karambolde topu dürten Olcan tabelayı dengeliyordu: 1-1...                                                                             Skorun eşitlenmesinin ardından oyun kimin dominant takım olduğu konusuna açık hüküm getirmeyecek bir çehreye bürünüyordu.                                                                                         

Karşılıklı gol pozisyonları hovardaca harcanıyor, özellikle Stoch, Batalla, Kubilay, Necid gibi gol ayakları son vuruşlarda kekeleyip golleri kaçırınca, tribündeki Bursaspor sevdalıları da adeta akıllarını kaçırıyordu!                                                                          

90 dakika bitiminde karşılıklı birer golle birer puana rıza göstermek durumunda kalan iki takım açısından da sonuç tatmin etmese de bize göre oyunun hakkıydı.

Bursaspor açısından dün geceye bakarsak... Hamza Hoca'nın öğrencileri yeni bir kimlik kartı bastırmış gibiydi. 

                                XXX                                                                                                                

Geride kalan son 3 haftada görmeye alıştığımız teslimiyetçi takım direniş temsilcisi oluvermiş...                                                                                                                                                   

Park halindeki statik savunmaya hareket gelmiş... 'Birimiz hepimiz için' duygusuyla arkadaşlık bağları güçlenmiş...                                                                                                                         

Stoch, Faty, Hosogai gibi hayalet adamların bile damarlarına kan gelmiş...                                           

Her sezon olduğu gibi yine bir Galatasaray maçında forma dışında kalan Serdar Aziz'in olmadığı çekirdek aile görüntüsü 'Varlığım kaptanın yokluğuna armağan olsun' düşüncesinin yansıması sanki!                                                                                               

Özetle; sorumluluk paylaşılınca, takım ruhu ortaya çıkıyor da...                                                                                                                  

Bunu göstermek için bir şeyleri kaybetmek mi gerekiyor?                                                                            

Ya da menajerler aracılığıyla birilerine 'kulüp bulun' mesajı göndermek mi gerekiyor?