Yeni bir kimlik

Mustafa ÖZKESKİN 17 Ekim 2017 Salı, 07:42

Doğrusu ya, nefes kesen bir 90 dakika yaşandı dün gece Bursa'da...

6 sarı 1 kırmızı kart, bir de penaltı...

Batalla ile Numan gibi tekmeye kafasını sokmuş başı sargılı iki yaralı!

Maçın henüz başında Batalla ile kaçan penaltının ardından gelen Osmanlıspor'un golüne rağmen, Bursaspor'un takım olarak Le Guen'in belirlediği strateji ve sistemden sapmadan, taktik doğrulardan şaşmadan oyuna asılması, futbolcuların üç puanı ezberlerine aldığının müjdecisi gibiydi bizlere...

Nitekim Kembo'nun kırmızı kartı sonrası defansı güçlendirip skorun üstüne yatmak varken, Delarge gibi bir hücumcuyu oyuna atmak bu düşüncemizin ne denli doğru olduğunun kanıtıydı.

XXX

Fransız Hoca'nın savunma göbeğinde Ertuğrul-Ekong-Titti gibi 3 stoperle oyuna başlaması, rakibin hızlı iki kanatçısı Serdar Gürler ile Umar Aminu'nun koşu yollarını Barış ve Aziz'le tıkarken oluşabilecek muhtemel gedikleri kapatma amaçlıydı.

Dün gece kazanmanın koşullarını koşmak ve inanmak belirledi. Karşısında Cikalleshi ve Vrsajeviç gibi son anda sakatlanan iki asından yoksun ve de yedek kulübesine oturacak 3 oyuncu bile bulamayan bir rakip olsa da o inanç ve enerji Bursaspor'da vardı.

Dün gecenin şeref tablosunda Batalla'nın oksijen hamallığı, Aziz Behich'in harika golü ve Agu'nun futbolu, attığı ve attırdığı goller asılıydı.

Kazanmanın sırrı ise Mikel Agu'nun basmadık yer bırakmadığı o sahaya boca ettiği terlerde saklıydı.

XXX

Yeşil Beyazlı futbolcular dün akşam yeni bir kimlik kartı bastırmış gibiydi.

Sorumluluk paylaşılınca, 10 kişi kalınsa da takım ruhu ortaya çıkıyor.

Görüldü ki; Stancu, Barış, Kembo ve Delarge gibi hayalet adamların bile damarlarına gelmiş...

7 haftanın vazgeçilmez ismi Badu'nun olmadığı çekirdek aile görüntüsü...

'Varlığım pazartesi gecesi maça gelen bu taraftara armağan olsun' düşüncesinin yansıması sanki...

Peki; bütün bunları göstermek için iki maç kaybetmek mi gerekiyor?

Bursasporlu futbolcular iki hafta aradan sonra dün yeniden keşfettikleri derinliğe doğru yürüdükçe, ya kendilerini bulacaklar...

Ya da filmi başa saracaklar!